12 Ekim 2012 Cuma

Kiz ben Istanbul'un neresindenim :))

London life ends and Istanbul life starts.. Yeni bir doneme girmis bulunmaktayiz neredeyse 6 yillik bir aradan sonra yeniden Turkiye deyiz hem de bu sefer temelli denilen cinsten. Durumu daha tam kabullenemedim aslinda, nasil stabil bir hayat varsa Londra da onun tam zitti br hayatta Istanbul da..

Kardes buraya kaldirim yapmayi unutmuslar arabalar hep uzerime uzerime geliyor!!!

 Ben Ankara da okudum ordan da Londra ya bir duzenden baska bir duzene yani, burasi her aniyla suprizlerle dolu. Hemen ilk tecrubelerimden birini paylasayim. Tam 50 dakka bekledik bugun bir otobusun gelmesi icin normalde en gec yarim saatte bir gecmesi gerektigi yaziyor internette. Zaten bekle bekle gelmeyince ben beklemekten yoruldum ve geri donmek istedigimi soyledim ama eve gelir gelmez bir sikayet maili dosedim iett'e bilmem dikkate alirlar mi ama toplu tasima neden kullanmiyorlar diye sonra insanlara laf soylemesinler. Dogru duzgun bir hizmet sunsunlarda insanlarda tek kisi tek arabayla gezmesin.

Soyle de bir gercek var firinlar, marketler, tatlicilari gorunce, herseyden ote paltoyla Londradan gelip kisa kollu gezebilmenin luksu ve masmavi gokyuzu her olumsuzluga ragmen bir baskadir benim memleketim dedirtiyor.

29 Eylül 2012 Cumartesi

Pikachularin yeni eglencesi Gangnam Style!!

Dunya da bir gangnam style geyigi almis goturmusken ben de cahil kalmayim dunya gundeminden dedim :) ve actim ve o meshur sarkiyi iki farkli versiyonuyla dinledim. Ne diim garipcene bana gore dinlemekten hic zevk almadigim di di di di dit diri ritminin butun sarki boyunca takip ettigi muzik yonu pek bir zayif ama amcanin dansi yuzunden popular oldugunu dusunduren video diye ozetleyebilirim durumu. Belki sadece hicbir karizmasi olmayan ama gulmenize yol acan amcanin hatrina bir iki izlenebilesi ama daha fazlasi mal misiniz olum siz dedirtecek bir tur... Koreliler sanirsam. Biraz gezince internette anladim ki mevzu almis basini gitmis programlara konuk olup dansi ogretmeler falan filan yurumus degil kosuyor resmen.

 Hani kucukken her ritim sesine bir hareket uydurmaya calisirken yerimizde ziplayarak bacagi yana yana attirarak dans edisleri bizdeki 10 yas grubuna kadar olan kesimi cagristirdi bana. Dugunlerde hala ortada dans eden bucurukleri inceleyince ne demek istedigimi daha iyi anlayacaksiniz.

Cok mu gomdum ne :) Neyse seven var sevmeyen var ben ikinci gruba dahil olayim diyerekten yumusatarak durumu olay mahalini terkedeyim.




Amazon Kindle severlere!!

Heyhattt cok istedigim kindle ima kavusmama sadece saatler kaldi.. umarim bir aksilik cikmaz cunku geri iade sansim olmayacak :( coook uzaklardan benim diyarima dogru havalandi diyebilirim. Bazi olumsuz yorumlar almis olsa da beni yildirmadi heyecanimi cok azaltmadi ama icimi de kemirmiyor desem yalan soylemis olurum. Bazilari ghost reading dedikleri onceki sayfalarin izleri hala gorunuyormustan sikayet ederken bazilari touch screen ozelliginin ne kadar tepkisiz ve yavas calstigindan sikayet etmis.. Ben kendi yorumlarimi butun artilariyla eksileriyle paylasicam.. Hadi bakalim insallah deger bu kadar heveslendigime....




27 Ağustos 2012 Pazartesi

Misfits

Gecen hafta baslayip bu hafta bitirdigim 3 sezondan olusan ve sezonlarin hepsinin maksimum 6-7 bolumden olustugu ingiliz yapimi dizidir kendileri.. Firtina sonrasi super gucler kazanan birkac toy gencimizin basina gelenleri anlatiyor. Hafif heroes havasi var ama o kadar buyuk bir produksiyon oldugunu dusunmuyorum dogrusu. Yine de hem eglenceli hem de macera dolu bir dizi.



Sagdan ikinci arkadas Kelly karakterinde tam bir Cockney aksaniyla konusan tipik Ingiliz varos kizi. Bu aksan yuzunden ingilizce konusabilen ve anlayabilen bircok insan bu insanlarla karsilasinca neden ben bunun hicbir dedigini anlamiyorum diye hayiflanir ama yapilacak birsey de pek yok dinleye dinleye zamanla anliyorsunuz...Ortadaki karakter cok iyiydi ama 3. sezonda yoktu.Ben fazla detay vermeyim de siz kendiniz izleyinde gorun.....

3 Ağustos 2012 Cuma

Olimpiyatlar vs bihaber ben!!

Dunyanin en cafcafli organizasyonlarindan biri yapila dursun hatta olimpik mesaleyi tasima islemi evimin yakinindan gecsin ben herzamanki gibi cool tavrimi takinip sallamadan takilirim, aman gorcem de nolcak derim iki gun gecer ve pisman olurum. Dibimde oldu etkinlikler de hicbirseyi goremedim diye vahlanirim. Yine ayni drama.. 5 yil oldu hala batinin iyi seylerinden biri olan planli olma huyunu alamadim hayatima. Gecen sene bu zamanlarda biletler £20 a satiliyordu ve ben bir sene onceden bilet alinir mi hic dedim ve haliyle almadim. Simdi kapanis icin ve birkac farkli aktivite icin bilet baktim en azindan birseyler gormus olayim dedim. Kapanis seromonisi biletler 3 cesit biri sadece £20 dedim bu super ama o da engelli kisiler icin ayrilmis biletmis, ondan sonraki en ucuz bilet!!!!! HAZIR OLUNNNNNN!!!!! £990 ve son olarak kalan ucuncu cesit biletin fiyati da YINEEE SIKI TUTUNUN YERLERINIZE UCUSA GECIYORUZZZZ!!! £1500......

Bu nedir ya...Kafayi siyirmis adamlar. Ben size kisaca ic yuzunu anlatayim olayin. Bazi etkinlikler icin yerler dolarken bazilari icin bos kalan yerlere gorevlileri ve askerleri oturtuyorlarmis. Ayrica yirmi milyon insan beklediler olimpiyatlara gecen sene baktilar olmayacak birkac ay kala 5 milyon dediler ve sadece 3 milyon insan gelmis. Bu kadar pahali bir kurla bu kadar ucuk bilet fiyatlariyla bos yerlerin olmasi cok normal. Ben de oturup anca BBC London ile TRT 3 arasinda kanal degistirir dururum....

2 Ağustos 2012 Perşembe

Saglikli saclar icin

Dusundum de bircok insanin sac bakim seklini degistirmis ben, sizinle de paylasmak istedim bildiklerimi. Oncelikli olarak kullandiginiz sampuanin icindekiler bolumune bakin eger paraben diye birsey yaziyorsa o sampuanin son derece tehlikeli bir icerige sahip oldugunu unutmayin ve mumkunse onu direk cope atin. Cunku paraben kansorojen madde icerir o yuzden bu maddeyi barindirmayan sampuan arayisina gecin. Ben birkac organik sampuan denedim ve ardindan alisamadim bu organiklere ben de Johnsons Baby bebek sampuani aldim onun da uzerinde Paraben Free yani paraben icermez yaziyor.



Benim onerilerim oyle cok yorucu degiller ben biraz usengecim oyle uzun uzun ugrasamam hergun birseyle. O yuzden bir kutu sampuana iki cesit yag ekliyorum. Birincisi cam terebentin ikincisi de badem yagi...Bu tarifi bana sac dokulmesi sorunu ile gittigimde babamin bir aktar arkadasi vardi yillar once o onerdi ve ben hala ayni tarifi her yeni sampuan aldigimda uygularim.



Cam terebentin sac dokulmesine karsi etkili 2-3 damla yeterli damlatmak ama cok sivilastirir sampuani seyreltici ozelligi var o yuzden ipin ucunu kacirirsaniz bir kutu cok akiskan sampuaniniz olur o yuzden dikkatli olmanizi oneririm damla damla ekleyip calkalayip karari verebilirisiniz. Ayrica saclari kurutur bu icerik tek basina.


O yuzden herkesin bildigi gibi badem yagi saclari besleyici ozelligi ile meshurdur 2-3 damla da ondan eklenerek sonuca ulasirsiniz. Bu kadar basit bir yontem. Ihtiyaci olan denesin derim.....

Maxi etekler

Bu yaz ilk defa denedigim normalde hic sicak bakmadigim bir etek turuydu maxi etekler. Aslinda etek olayindan pek hoslanmam normalde, ben ya pantolon ya da elbise sevenlerdenim. Ama bir maxi pileli etek aldim Vero Moda dan ve o kadar sevdim ki iki uc hafta uniforma yaptim kendime.. Bu kadar rahat baska bir kiyafet tarzi yoktur herhalde.. Bir de insanin boyunu pek bir uzun gosteriyor :))
Bunlar da internette karsima cikanlar.

New Look dan £14.99 olan bu etek gayet hesapli.

Yine model olarak ona hayli benzeyen bu etek de New Look da ve sadece £6, bunlara Jersey stili etek deniliyor..



Asos dan bu etek de £34.99 biraz daha tuzlu digerlerine gore ama cok sevimli bir durusu var bence


Ve son olarak da River Island dan £26 olan bu etek benim etegime en cok benzeyen herhalde.. Bu senenin modasi olan onu kisa arkasi uzun etekler hiccc bana gore degil, ayrica bu tarz etekler salas bir gomlekle veya tisortle gayet guzel kombinleniyor.

Ben de oyle cafcaflar sikirlar falan olmaz, hani bazi tipler olurya ben sadelikten hoslaniyorum der deli gibi heryerden dekolteyi patlatir saclar olabildigince yapay durur, taki Allah ne verdiyse takilip saclarda postijlerle olabildigince manyaklasilir.. Sonra da karsina gecip ben sadelikten hoslaniyorum derler ya, iste onlar beni gorseler aman canim sende de hic hareket yok derler.. He walla bende de hic hareket yok ama bence olmayanlari var gibi gostermektense olanlarla mutlu olup stil sahibi olmak daha klas :)

Bu arada Turkiye ye donuse son bir kac ay kaldi, bakalim dusunceler her yanimi sarmis durumda umarim guzel bir hayat bizi karsilar Turkiye de..... Saglicakla ve sevgiyle canlar.....



17 Temmuz 2012 Salı

Diyanet App :))

Ilk duydugumda bu iphone uygulamasini onyargilarimla kesin sadece Turkiyeye gore dizayn edilmistir falan dedim Turk isi dedim bir yerinde bir ariza vardir gibi varsayimlarla doldurmusken kendimi, uygulamayi incelememle diyanetin beni sasirtmasi bir oldu :) Cok sevdim :)



Namaz vakitleri bircok ulkeye gore ayarlanabiliyor, kible bulmada, hatirlatmada ve herseyden ote ezan okuma sistemi var :) Ramazanlar artik daha bir guzel gececek. Gecen gun metro da ezan alarmini acik unutmusum kapatana kadar ezani butun Londra dinledi..

Ramazan da ilk iftar 21.13 de basliyor Turkiye de (23.13) insanlar yemegini yemis cayini icmis ve hatta uyumus bile olacaklar sahur da 5-6 saat sonra yani 19 saat oruc var :)) ama isin iyi tarafi Turkiye deki kadar sicak olmadigi icin biraz daha rahat denilebilir......


9 Temmuz 2012 Pazartesi

This is love!!!

Can you feel the love? hell, yeahh :))
irkci bir tavir gibim gelebilir bu yazacagim ama koyu renkli abla ve abilerin muzigi pek beni sarmaz "genelde"

Bu sardi, paylas beni dedi, ben de etkiye tepkisiz kalmayarak paylasiyorummmm;
bir ucundan da siz tutun;


8 Temmuz 2012 Pazar

So much polite women!!

This is gonna be gossiping about women who give impression to others as they are so polite and aristocratic. I see some girls and women around they are extremely polite and I find it unnatural. We have to admit that our nature is not so polite and these types of women for me are irritating. There are of course some room for grace too but this should not cover all your attitudes.
It feels like that they are betraying to their nature; we all know that you do all other disgusting things what other humans do, do not pretend that you are a barbie doll and always graceful. I am against people who create this image and others who expect it. therefore lets all say that; be cool, be natural, be yourself !!! and moreover go mad sometimes!!!


To get over this post this song is recommended by the author :)


7 Temmuz 2012 Cumartesi

Back to Britain!!

Yine geldik muhtesem Ingiliz yazina...Aksam donusumuzde yagmur yagarken sabah once dolu, sonra yagmur sonra bir kac dakka gunesten sonra gune tipik karanlik bulutlu hava ile devam ediyoruz. Insanin ruh hali ne cok etkileniyormus havadan gelir gelmez anladik. Istanbul da deli gibi canli iken burda yataktan cikamaz olduk. Kalorifer yaktim daha ne diyeyim :(
Istanbul da dusunduk ve karar verdik donus yapacagiz temelli Turkiye ye. Cok bunaldik burdan, bizi baglayan ne vazgecilmez bir isimiz, ne de ailemiz ya da cok sevdiklerimiz var. Aslinda bizi baglayan hicbir sey yok. Istanbul da muhtesem degil hele de yillardir bu duzenli sehre alistiktan sonra o kesmekes haller zor olacak, bir de herkes orda birbirine hava atmaya calisiyor sebepsizce...Alisacagiz ne de olsa orasi herzaman bildigimiz,buraya alisabildiysek kendi memleketimize cok daha kolay alisiriz.



Ama soyle de bir gercek var havaalanindan cikar cikmaz rahatladigimi hissettim, aslinda Londra evimmis gibi geldi. Istanbuldan sonra duzeni ozledigimi farkettim, insanlarin islerine verdikleri onemi ve profesyonelliklerini ozledim, elestirdigim kadar sevdigimi de farkettim burayi. Simdi daha donusumuzun tarihi bile belli degilken, huzun coktu icime bu sehri geride birakacagim icin, halbuki ne cok sey erteledim sonra yaparim diye. Daha Londra yi bile tam gezmedim ki diger sehirleri saymiyorum bile. Onumdeki su birkac ayi cok iyi degerlendirmek istiyorum ama ayni zamanda para biriktirmem lazim Turkiye icinde, karmakarisigim anlayacaginiz. Bugunu planlama gunu ilan edip yapilacaklar listesi yapamaya adayacagim kendimi....

27 Haziran 2012 Çarşamba

I love Turkey

Tatile geldik Turkiye ye pek bir ozlemisim, tam bir gurbetci havasindayim, pazar yerine gitmekten bile zevk aldim,Turkiye de yasarken begenmeyip burnumu kivirdigim bircok etkinlik gozume guzel gorunmeye basladi. Dugunler, aile ziyaretleri falanlar filanlar bile...
Londra da havalarin hala yagmurlu oldugunu bilmek de oh be dogru zamanda gelmisim dedirtiyor insana. Firsatiniz olur da yurtdisina cikar soyle bir kac sene kalirsaniz anlarsiniz ne guzel bir ulkede yasadigimizi. Tamam eksileri var hem de cok ama yine de yine de I love Turkey diyorum,



13 Haziran 2012 Çarşamba

Today's motivation tool

Bugun beni canlandiran enerji dolduran muzik drowning pool dan geldi. Kendilerini universiteden beri pek dinlememistim. birden tear away diyesim geldi ve evde ziplamaya basladim. Uzerimdeki su negatiflikten kurtulmaya yetmese de bir nebze olsun yardimi oldu. Havalarin duzelmesini umarak gecen bir ayin ardindan sesleniyorum sana Londra isin artik da akalim su guzelim parklarina bahcelerine.
Aman isinmasanda tinnn bu hafta sonu Turkiye me gidiyorum. Havasi bunalticiymis,cok sicakmis, yollar cekilmezmis bu sicakta falanda filanda. Bes yildir ulkesinden ayri yasayan bir edayla diyorum ki insanin kendi memleketi gibisi yok. Elestirdigimiz cok sey var oraya dair, burda da takdir ettiklerimiz ama kendimizi ait hissedemiyoruz buraya hafiz...


9 Haziran 2012 Cumartesi

Kibarca dilenenler

Yaniniza metroda biri geliyor ustu basi kirli ama cok kibar bir ingilizceyle;

-Excuse me, I am sorry to disturb you but I am going to homeless centre in Camden before going there I would like have a cup of coffee, I have £1,20 (bu arada elindeki bozuklari gosterir) and I need £0,4 more to buy coffee, would you give me any spare change?

sen hong diye kalirken nasil birsey bu diye algilamaya calisip

-sorry, diye gecistirirsin ve evsiz arkadas tekrar donup

-It is alright, thank you very much, have a nice day, der ve bir kac adim gidip ayni konusmayi baskalariyla yapmaya baslar.
Anlam vermek biraz guc oluyor bu kibarliga ozellikle bir dilencinin agzindan bu kadar nazikane sozler sasirtiyor insani.. Karsinda burnunu karistiran takim kiyafetlilerin igrencliginin yaninda bir evsizin tavri onyargilari kirmada ideal bir yol.


bir de kartonun uzerine uyandirilmak istedigi saati yazanlar var; "wake me up at 7pm"  gibi ve kartonu goren herkes saatine bakiyor, bunu kendine bir borc bilircesine..

Sanirim bizdekilerle burdakiler arasindaki fark, burdaki evsizler evsiz olmayi seciyorlar, cunku devlet onlara kalabilecekleri yer veriyor ama onlar sokaklari tercih ediyorlar, bizdekiler ise gercekten evsizzz....

Bir de fundraisers lar var (bagis toplayicilar diye cevirebilirim sanirim) Bir yere bir yardimda bulundun diyelim cep numarani verdiysen ariyorlar zamanin var mi diye soruyorlar. Yok dersen var diyecegin gune kadar hergun ariyorlar. Sonra kagittan birsey okuyup ihtiyaci olan insanlari anlatip ayda £10 bagis yapmak ister misiniz diyorlar, sonra sen buna gucum yok diyorsun, baska bir olay okuyup £5 bagislamak ister misiniz derler, ardindan ona da hayir dedikten sonra 3 ayda bir £5 vermek istemez misiniz derler. Siz hayir dedikce onlar okumaya devam ediyorlar. Bunlarin sokaklarda bulunan tipleri de var yolunuzu kesip sizi soru yagmuruna tutarlar.


Bir taraftan hosuma gitmiyor gibi gelse de icten ice seviyorum bu yardimlasma olayini.....

Nedir ayakkabilardan cektigim

Ayakkabilarla basim dertte kendime gore soyle icime sinecek cok nadir ayakkabi bulabiliyorum ve skechers in indirime girmis (!!) bir ayakkabisini gordum ve o an annemin ilkokuldan mezun olurken giydigi ayakkabili fotografi animsadim. Tamam dedim 70'ler merhaba palazzo pantolonlarimla harika olacak.

Bu arada o kadar rahat ki inanilmaz saatlerce yuru ayaciklariniz agrimaz. Gelgelelim 37 numara buyuk geldi :(( Ama o kadar sevdim ki corapla giyerim dedim aldim :)) Simdi ayagimdan ciktigi gercegini kabullenip bunlari geri vermem gerekiyor. Cok takintiliyim sanirsam.. 

Teslim etmeden bir fotografini cekeyim dedim, hatira olsun diye :)

6 Haziran 2012 Çarşamba

Diamond Jubilee

herhalde bir ulkede yasayip da ancak bu kadar asosyal olunabilir diyorum kendime. Surda kralice 60. tahttaki yilini kutlasin yarim saatte gideyim izleyim yookkk, bu Royal Family nin etkinliklerine karsimiyim ne :)


bir kere ilk geldigim yil yeni yil kutlamalarini izlemeye gitmistim, saat 10 civari gittik, 12 de havai fisekleri izledik, ondan once bir arkadas tuvalete gitti ve onu kaybettik kalabalikta :)) sonra gosteri sona erdikten sonra hadi eve donelim merasimi cok cileliydi :(, herkes sarhos ve millete hosgorulu davranma zorunlulugu icine girmek pek bir cileliydi.. Otobuse binme fasli 2 yi eve gitme saat 4,30 u buldu.. 10 dakika havai fisek izleyecegiz diye saatlerce o sogukta, kalabalikta ugras durrr....

Ama ne yalan soyleyim bu sefer pisman oldum, hem gunduz vaktiydi hem de izleyeydim surda iki adim otesiydi diyesim geldi..


Hersey bir yana su trafik isigi cok hosuma gidiyor. At gecisi icin :)) Leyla ile Mecnun replikleri geliyor aklima atla ilgili :)) Royal Family gecis yaparken kullanilan yolda bu trafik isiklarini gormeniz mumkun.....




25 Mayıs 2012 Cuma

Dolgu topuk ayakkabilar (Wedge sandals)

Cok yuksek topuklu ayakkabilar platformlar heryerde vitrinleri suslerken ben daha alcak dolgu topuklara yoneliyorum. Siz de benim gibi cok iyi degilseniz o kadar yuksek topuklu giymede veya hic kasmak istemiyorum diyorsaniz dolgu topuklari tavsiye ederim.  Ben cok satafatli tasli falan seylerden hoslanmam bakalim siz de sever misiniz benim begendiklerimi;

 Clarks dan Patience Ruby £49.99  Eminim rahattir ve palazzo pantolonlarinda salvarlarin altina da guzel olur hatta skinny jeans ile bile guzel olur diye dusunuyorum. Bunun bir de koyu kahvesi var


 Su ana kadar giyemedigim cok rahatsiz ayakkabilara yatirim yapmis oldugum icin bundan sonra hep giyebilecegim diyerekten ariyorum. Allah tan Amazon sayesinde giymedigim ayakabilari sattim tabi ama daha ucuza amann evde giyilmeden duracagina en azindan baskasinin ayakkabi dolabinda dursun dedim, giyip giymemek onlara kalmis :)

UGG den bir tane var soyle
Fiyati £123. 



bu sandalet Ash Roxy marka £139
Fly London marka bu sandaletler de £70, millet o kadar rahat diye yorum yazmislar ki websitelerine  goruntu olarak cok begenmesem de paylasayim dedim.

Benim ayaklar sorunlu ingilizlere gore 3 bize gore 36 kucuk 4 yani 37 de buyuk geliyor, her ayakkabinin da 3,5 numarasi uretilmedigi icin boyle bana acilir diyerek 36 numara aldigim ama acilmayan veya 37 aldigim icin acilan ve artik buyuk gelen ayakkabilardan cok cektim. O yuzden rahatlik once gelir bana artik ayakkabida, o kadar !! (Kime atar yapiyorsam ben de :))



Bir de sarki gelsin mi



18 Mayıs 2012 Cuma

Yerlere Tukurenlerin Yuzune Tukurmek Istiyorum

Medeni olacaklar bir de. pehhhh, Yok ya nerdeeee? Oraya tutacak koymuslar ekmegi elle aliyor amca bir de donup bana bakiyor kinayacak miyim acaba diye... Londra Ingilizlerin vatani olmaktan cikmis afrikalilarin hindistanlilarin dogu avrupalilarin memleketi haline gelmis yetmemis bu milletler kendi kulturlerini empoze etmisler Ingilizlere. Ya da ne bileyim Ingilizler belki basindan beri boyleydi...

Buraya henuz teserrif etmemislere sesleniyorum yuksek medeniyet beklentilerinizi kisisel temizlik bazinda bir kenara birakin. Allahtan hergun banyo yapmayi ogrenmisler yoksa azicik sicak havada ahira donen metrolar kimbilir o zaman ne hale gelirdi.

Yerlere tukure tukure geziyorlar resmen, en cok yapanlarda boxerinin yarisi disarda pantolonuda kicinin altinda olan cogunlugu siyahi olan gencler yapiyor. Bir de dogu avrupalilar, en sonunda zenci bir kadini da gordum bugun tamam dedim bu igrenc huy zenci kadinlara da bulasmis. Tukurugunu yutmaktan aciz bu insanoglu igrencligini hic cekinmeden 100 kisilik bir ortamda yapabiliyor olmasi da cabasi. Turkiye de 3-5 tane kekoya tahammul edemezken burda normalden sayiyorlar bu durumu. Restorantin ortasinda siz yemeginizi yerken sesli burun silinmesi olayina giremiyorum bile. Bu arada bir belediye (Enfield) Subat 2012 de baslattigi bir uygulama ile yerlere tukurenlere £80 a kadar ceza verebiliyorlarmis. Bunun butun Londraya uygulanmasini temenni ediyorum. Efe oynar gibi yurumeyi birakasim var artik (yerdeki igrenc huzmenin uzerine basmamak icin gelistirilen yontem )

Hem burada yasayip hem de adamlarin memleketini karalamak ne kadar etik orasi da sorgulanir ama son bir tespiti de paylasmadan edemeyecegim. Su copun yaninda yerdekilerin ne oldugunu anladiniz mi


sakiz onlar, her yerdeler, sokaklar bu sakiz atiklari ile dolu ama enteresan bir sekilde kimseyi sakiz atarken gormedim (Caktirmadan atiyorlar demekki :)). Belediyeler  bunlari temizlemek icin dunyanin parasini harciyorlarmis. Bir cok islek caddede gunun buyuk bir cogunlugu cop posetlerini degistiren ve etrafi supuren temizlik gorevlileri var ama sakiz durumuna cozum getirememisler. Guardian da falan haber olmus okudum da kampanyalar baslatilmis sokaklarin arindirilmasi icin.

Gozunu seveyim memleketimin edasinda gurbetci repliklerime baslamadan once belirtmeliyim ki bu post mide bulandirdi. Azicik guzellik katasim var ama feci hava kosullari bir turlu kendini gostermeyen gunes, surekli ha yagdi ha yagacak havasi pek izin vermiyor guluslere. Yine de kucucuk bir heyecan kapladi icimi haziranin 10 unda gidecegim Micheal Jackson esintili Thriller muzikali icin. Umarim o zamana kadar yaz gelir...

Pek sevilesi ve dinlenesi bir sarki (strongly recommended :))




16 Mayıs 2012 Çarşamba

Beynimi ele geciren ben...

Cok sevdicegim bir arkadasimla teknolojinin faydalarini kullanarak kitalararasi bir gorusme yaptik. Hakkini yemisim bunca zamandir, ruhumun cogu aciyan yerlerine dokunan bir ilacmis aslinda. Bazen bazi kiyafetleriniz gibi, alirsiniz bir sure cok giyer sonra beklemeye alir hic giyesiniz gelmez, sonra oyle bir sey olur ki tetikleyici bir etken mesela o pantolona uygun bir ayakkabi alir yeniden uniformaniz yaparsiniz o kiyafeti hem de ilk defa giyiyormuscasina. Boyle bir etkisi oldu benim dostumun uzerimde, giydigimde cok yakisti, tam ruhuma gore dedim yeniden.

Kisisel gelisimler falan gelistirirken kendini dedi sanada anlatayim bir iki belki faydasi olur. Oldu da ogretmenini dinleyen cocuk misali aldirdi notlarini bana sonra da hadi alistirma yapalim dedi ve oracik da o anlatirken bile sildik cocuklugumdan kalan kotu bir sahneyi yerine mutlu seker yiyen bir yavrucak birakip onu sevdigimizi soyledik.

Bazen insanlarin donemleri olur ya icinin karardigi dusunmeye kalkinca sadece huzun dusundugu, iste o donemin etkilerini silmek amac. Kendini dinlemek tabiri gercek manada cereyan etmis bana, boylesine nufus ettigi su donemimde sahip oldugum guzelliklere bile golge dusuren su zamani sanirim bu sekilde tespit edip,  yenecegim ve guzel bakacagim dunyaya ..



Olumlu dusunceye kastirirken kendimi gaza gelip 4 tane kitap aldim. Ama bu kitaplardan biri kitap degil kitapcik cikti resmen. Ilk negatif dusunceye sevk eden zirzop bu oldu. Sen bir kitabi £6 yapip hemde avuc ici kadar yaparsan insanlar positif dusunmez. Kitap da bu (ben ettim siz etmeyin :))


Bu kitapcegiz diyeyim sadece her sayfada positif dusunceyle ilgili bir ozlu soz iceriyor. Ebadi buyutsen bile bes para etmez. Twitter varken ben niye boyle bir kitaba para verdim ki orda zaten harala gurele herkes ozlu soz paylasiyor. Sirf para verdim diye buraya bir tanesini yazayim da en azindan hayatimin bir yerinde bu kitapcegizi kullanmis olayim;

"The thoughts you choose to think and believe right now are creating your future. These thoughts form your experiences tomorrow, next week and next year."
-Louise L. Hay


Yine de dayanamayip okuyacagim galiba bir sans verecegim. Kitap demisken Zeruya Salev diye birinin Ask Hayatim diye bir kitabini okuyorum ayni zamanda. Evli bir bayan kendinden yasca cok buyuk bir adama asik olur ve adam hayata doymusken hanim kizimiz acligini bu amca uzerinde doyurmaya calisiyor.Beni bunaltti cunku tasvirler o kadar uzun ki bunaliyorum okurken( Golden Book odulluymus birde bu kitap, nedense benim sevmedigim filmler ve kitaplar hep odul aliyor ) Onun yerine eglenceli cok yormayacak kitaplari tercih ediyorum.

Ingilizcenizi gelistirmek ama cok agir dili olmayan birseyler okumak istiyorum diyorsaniz "The Turkish Diplomat's Daughter " Deniz Goran'dan tavsiye edilir. Hem Istanbul, hem Londra hem de ask mesk olunca surekleyip goturuyor.

Ben dusuncelerimde bir o yana bir yana savrulurken size de su sarkiyi armagan edeyim :)

Skin- Falling for you






12 Mayıs 2012 Cumartesi

Her ne olursa olsun dis fircalamaktan vazgecmeyenler

Fazla evde oturmaktan bunala bunala yeni ugraslar bulma cabasi yurtdisinda da calisan dizi sitelerine yoneltti beni. cok sevdigim diziport artik yurt disinda calismiyor. Adminleri bilgilendirdim ama birkac ay once yakinda geri gelecek dedi ama malesef hala calismiyor. Neyse suan is gorur raporunu diziHD ye veriyorum kisitli yabanci dizi koleksiyonuna ragmen. Ama film izleyecek soyle tatlucana bir site henuz bulamadim.


Gelelim baslikla bu olayin baglantisina. Izledigim filmlerden ve dizilerden yola cikarak bu cikarimi yapabilme hakkini kendimde goruyorum. Her daim zor donem gecirenlerde dahil olmak uzere bu adamlar basrollerin muhakkak dislerini fircalamalarini istiyor :)) Evi tabiri caizse bok goturuyor, sabah kalkiyor yatak dosek toplamiyor, hayattan kusuyor, yuzunu yikamiyor, kalkar kalkmaz kola iciyor her turlu kotulugu vucuduna yapiyor ama zarari dislere vermiyor. Aksam yatma vakti olunca gidip disler ficalaniyor ya sinir oluyorum azizim :)) Abla hayattan kusmusun gece uyuya kal ne demege dis fircaliyon....

Ben hayatin iplerini gevseteceksem nerdeyse ilk baslarda dis fircalamamaya yer veriyorum hatta kastirsam da hatirlayamadigim zamanlar cok. Bu bir kultur meselesi sanirim. Kucukken anne baba ogretmemis dislerini fircala yavrum diye kontrol etmemis biz de arada fircalayanlar kervanindan olmusuz (tembelim deme de ana babaya at topu). Telefonumun hatirlatmasini kurucam en sonunda ya, olacagi bu. Bir disin kavugunu bile doldurmayacak bu yazinin da sonuna gelmis bulunuyoruz.

Bu arada parodontax candir ama Londra da bulunmuyor, sensodyne ler halt yesin parodontaxin yaninda.

6 Mayıs 2012 Pazar

Bir film vardi unutamadigim ama adini hatirlayamadigim

Adini hatirlayamadigim bir film vardi, internette de biraz arastirdim ama hicbir izine rastlamadim. Bir zamanlar cd satan amcalar olurdu her sokakta onlardan bulmustuk. Bu abiler o kadar iyilerdi ki bize film elestirmeni gibi film onerirlerdi. Boyle bir sebeple bir fransiz filmi onermislerdi ve filmi izledik. Butun ahlak formlarindan arindirilmis ve gonullu universite ogrencileri tarafindan oynaniyor. Bir mentor ve 4-5 tane kadin yardimcisi bir okul gibi yerde ilginc yaptirimlar uyguluyorlardi. Yanlis hatirlamiyorsam Marco de Sade'i oynayan adam oynuyordu. Yonetmen kisa bir sure sonra oldurulmus ve film yasaklanmis. Ilginc birseydi yani.

Yine boyle bir adamdan hic unutmam Kavalikdere Ankara da bize o meshur Eternal Sunshine of the Spotless Mind i onermisti. Dedi ki bak bu Jim Carrey filmi ama komedi degil ben pek yanasmadim ama israrla bak ben izledim kesin begeneceksiniz sinemalarada bir ay sonra girecek dedi. Madem oyle izleyelim dedik. Ben filmi izledikten sonra filmdeki sac renklerini denedim ve filmin etkisi uzun surdu ama bir turlu gosterime girmedi ve biz yani ben ve Reyan herkese bir film var diye bahsediyoruz ama kimse bilmiyor :) Tam bir bucuk sene sonra sinemalarda gorduk Ankarada.



Bu arada bizim Frodo buyumuste sapik olmus fimiydi ve bu kiz Titanic de oynayan kiz degil miydi yaa filmi ve son olarak Truman Showu da izlemek lazim simdi bak oda iyi filmdi repliklerinin tekrarlandigi film, bu guzel film... su video cliple birlestirelim de muhabbete oyle devam edelim.

BECK - Everybody's gotta learn sometimes

 Simdi bakinca Londrada yasarken gosterime giren bircok filmin Turkiye dede ayni anda gosterime girmesi guzel birsey bence. Bu arada biraz burdaki sinemalar hakkinda bilgi vereyim.


 Filmelerin Amerika galalarindan sonra Ingilteredeki galalari genelde Leicester Square da Odeon Sinemasinda olur. Ben suana kadar onca saat beklemeyi goze alamadim cunku gala oldugu zamanlar sabahin korunden millet beklemeye basliyor. Odeon da bilet fiyatlari biraz pahali ama daha hesapli sinemalarda var.

Sinemalarda ilgimi ceken seylerin basinda hic ara olmamasi gelmisti. Sonra herkesin misirini,cipsini jelibonunu falan onceden alip cantasina koyup film sirasinda tuketmesi de diger enterasanliklardan. Alt yazi olmadigi icin dili cok agir olan filmlere gitmekten cekiniyorduk baslarda ama insan anliyor bir sekilde. 100% olmasina da gerek yok zaten herzaman babam ve oglumda da ege sivesinden anlayamadigim yerler olmustu sonucta :)) Bu arada bir benim o filme isinamayan galiba.

Ama muzikalleri bir harika tiyatro sevmeyeni bile baglar. Hatta bir kere zorla ikna edip muzikale davet edip tesrif eden arkadaslarim bana ayarlasana bize bilet diye israr etmeye basladilar. Bir postta onun icin gerekiyor sanirim :)) coming soon :))


4 Mayıs 2012 Cuma

Full English Breakfast

 Adamlarin yemeginden banane mantigiyla bu mevzuyu pas gecebilirdim ama basima gelen bir olayi hatirladiktan sonra mustahaktir dedim. Gecen sene bu zamanlar gym'e (spor salonuna) kayit olmustum ve dediler ki biz size 6 hafta danismanlik yapacagiz belirli konularda. Iste bir hafta hareketleri dogru yapip yapmadigini kontrol ediyor bir hafta kilonla ilgili tespitlerde bulunuyor gibi hizmetler veriyorlar ve bunlardan biri de yemek yeme aliskanliklarimizi denetliyor ve onerilerde blunuyor. Benim spor egitmenim bana 3 sayfa verdi ve 3 gun boyunca hergun ne kadar yiyor ne iciyorsan herseyi en ince detayina kadar yaz dedi. Hangi saatlerde falan filanda. Neyse benim cetelede hergun 11 veya 12 de kalkiliyor ve 12,30 civari kahvalti yapiliyor ve kahvaltida da tipik peynir zeytin muhabbeti ve varsa domates maydonoz falan yesilliklerle sogus oluyor. Ne varsa evde yemeye kahvaltiya dair. Bu bakti bana aaaa kahvaltida salata mi yiyorsun dedi soguse gonderme yaparak. Ben niyeki dedim ve ne bileyim bana agir geldi dedi. bakakaldim cunku bakin onlar kahvaltida neler yiyor


Bu meshur kahvaltilari kendilerinin genelde agir kizartmalardan olusuyor ve asiri derecede agir ve kalorisi de yuksek. Domatesleri bile cig degil grill denilen yontemle yani mangal gibi ocakta pisiriyorlar. Bacon= domuz salami, sosisler domuz sosisi ki bana gore kokusu bile migdemi bulandirmaya yetiyor. Gorulen fasulye yemegi gibi duran seyde konserve fasulye ama bizim standartlardan biraz kucuk boyda fasulyeler ve domates sosu ile sekerlendirilmis. Ona yine bir derece katlanilabilir. Hatta bir aralar sevmeye bile baslamistim kendilerini. Mantar ve o siyah gorunen seyde sanirim black pudding. Fotodan tam secemesem de siyahligindan anliyorum. kanli sosis anlamina gelir ve simsiyah birsey, sucuk gibi yapiyorlar herhalde ama kanli tabiri gercekte de gecerli. 
Yumurta (burdaki tabiri fried egg yani kizarmis yumurta) ve kizarmis ekmek  birde fotoda gorulen ve ona da toast diyorlar. Ben aradaki farki anlamayip baslarda zorlanmistim. Toast istiyorum derseniz kizarmis ekmegin uzerine azcik yag surer  getirirler. Eger katlanan icinde ne bileyim peynir falan istiyorsaniz ona toasted sandwich diyeceksiniz. Burda atistirmalik yiyecek sektoru tavan yapmis durumda o kadar cok yer var ki bu tarz alisveris yapacaginiz cesit cesit tost ekmekleri de mevcut panini, ciabatta falan filan. 

Neyse uzun lafin kisasi kendime Ingilizlerin kahvalti kulturunu sizlere tanitmayi bir borc bildim. herkesin damak tadi ayri kim ne isterse yesin ammaaaa benim kahvaltima laf soyleyip kendi bunlari yiyen insan, o lafi etmeyecektinnn :)) 


Artik ne televizyon ne internet keser beni

Sonunda nerdeyse 3 haftadir duraksiz yagan yagmur iki gunlugune izin aldi derken hava durumu raporlari yeniden yenilendi ve yagmur yagmaya basladi daha da kotusu eksi dokuzlara kadar inebilirmis resmen kisa donus yaptik bahara azcik yaklasmisken. Master yaparken bir hocaya Ingiltere ne zaman dunya kupasini alacak diye sormustu biri o da hava durumunu dogru tahmin etmeye basladiklari zaman demisti. Aynen oyle umutsuz vaka, yarin gunesli gosteriyor sonra sabah uyanip tekrar kontrol ettigimde butun gun yagmurlu diyor.

Havadan sudan muhabbetler bunlar ama insanin psikolojisini tepetaklak ediyor. Piyasadaki yabanci dizilerin cogunu izleyip birgunde 7-8 bolum izleyerek gecen gunler ardinda bas agrisi ve sis gozler birakiyor ve oyle bir agirlik ki havada cikma hic yatagindan yemek de yeme al sana abur cubur diyor hergun disariya cikma planlari yapip ardindanda vacgeciyorsun. ozellikle de Turkiye deki hava durumuna bakinca daha bir icleniyor insan. Kuflendik ya burda nemden rutubetten.




Simdi bu ulkede niye surekli konusma mevzulari havalardan aciliyor daha net anliyorum... otobuste yanina oturan yasli teyzeler kendilerini aramayan sormayan cocuklarindan dolayi yalnizlikla basetme mucadelesi icindeler ama bir yerde patlak veriyor ve yanina oturur oturmaz hemen bir gulucuk gonderiyor oturamamis gibi yaparaktan, I didnot know the seats are so high, hihihihi, Eger gulumsediysen hemen atak cumlesi, it is chilly out there, isnt?, sonra senden bir kisa cevap -yes, Teyze durmaz ve devaminda dokturur kac tanesinin hikayesi var bende :)) Ben de saf ingilizce konusan zor bulunuyor diyerekten BBC ingilizcesi ile konusan bu teyzeleri biraz pratik yaparim diye dinlerdim ve hala da dinlerim ayrica bu teyzeler o Ingiliz ukalaligindan arinmislardir zamanin yipratmisligiyla, sirinlerdir. Ayni Turkiye de senin yurtta kaldigini ogrenipte evine yemek yemege davet eden teyze gibidir, candandir :)))

1 Mayıs 2012 Salı

oyy oyy Khaleesi

Game of Thrones sevdigim yabanci dizilerden biri. Azcik daha aydinlik olsa bizim izledigimiz cekim kalitesi daha iyi olacak ama buna da raziyiz. Zaten bu eskiler, ortacaglar, Avrupa ve Middle East tarihi tarzi filmler ve diziler konsept olarak bile ilginc ama adamlar illa herhafta dizi yayinlayayim soyle uzun uzun millete gina getireyim diye ugrasmiyorlar. Hem tadindan yenmiyor boyle bekletince hem de senaryoyu uften puften gecirmiyorlar.

Bak Leyla ile Mecnun a izledik bir  sezon superdi cunku adamlar uretebiliyordu ama simdi senaristi Burak Aksak da diyor bitiyorum tukeniyorum diye cunku herhafta zorlama yaparsan boyle bir sure adam hala zevk aliyorum diye yazar ama sonra is doner zorunluluga. Yazar bu ya ne zaman isterse o zaman yazar. Bir hafta Fringe e gonderme, bir hafta The Walking Dead'e simdide masallar falan filan. Tamam bana gore diger Turk dizilerinden hala cok cok daha iyi. Aglamakli sulu gozlu entrika yuklu dizileri cebinden cikarir ama bazen ciglik atip "su adamlari bile tatile gonderin, kafalari bi toplasinlar veya dagitsinlar ama su kafadan ciksinlar" diyesim geliyor.

The mother of the dragons Khaleesi, sana gelince sen pek bir karizmatiksin ablacim, ufacik tefeciksin ama tam rolunun hakkini veriyorsun. Khal Drogo yu severek evcillestirmesiyle sevdik bu hanim kizimizi :)


Dizide zaten kadin karakterler cok baskin yeri geliyor erkekleri yonetiyorlar yeri geliyor hizmet ediyorlar savasci oluyorlar hep guclu savasci kadin imaji ciziliyor. Hatta kadinlar yonetiyor erkekler kukla imajini bile verdigi oluyor cogu zaman. Birde bicir bicir cocuklara yoneticilik yaptiriyorlar cok onemli kararlari aldiriyorlar. Sinif farkinin altini ciziyorlar. Gorulesi izlenilesi sevilesi bir dizi. 

Bir baska dizi daha onereyim madem izleyen olursa diye. Londra sokaklarinda gecen bir Sherlock Holmes varki gunumuze uyarlanmis haliyle gorulmeye deger. Ahanda bu adamlar basrolde oynuyor


Iyi seyirler!

Kendimce bir saptama

Pek uzunca zamandir kulaklarimda cit cit cit cedenede sar bedeni bedene edasinda citlama sesleri duyuyorum. Oyle ciddi birsey degil ama insan surekli kulagina su kacmis da orda baloncuklar olusmus onlar patliyormus gibi. Turkiye de bir doktora gittim adam guzelce sorunun benim kulak yapimdan kaynaklandigini anlatti ve yapilacak birsey yok dedi.
Ben de kendimce dedim ki hadi deneyelim bakalim burdaki saglik sistemini de gormus oluruz. Oncelikle GP (General Practice) denen aile hekimligi merkezlerinden size en yakin olanlardan birine gidip kaydoluyorsunuz. Hangisine gitmek istediginizi secebiliyorsunuz ama onlarinda belli bir doluluk orani var tabi. Bu arada NHS butun saglik islerinden sorumlu merkez ve oranin web sitesinden GP ler hakkinda vatandaslarin yorumlarini okuyabiliyorsunuz GP nizi secerken. Mesela doktorlar iyiydi ama resepsiyondakiler cok suratsizdi falan diyor birde ustune ustluk oranin yetkililerinden ozur cevabi almislar. Bu yonunu takdir ettim elestiriye aciklar. Aradik randevumuzu aldik gittik kayit olmaya. Bu arada buranin vatandasi degiliz bir ariza cikarirlarmi dedik ama ogrendikki GP ucretsizmis herkese.

neyse adamlar dediler kucuk capta bir check up yapiyoruz buraya kaydolanlarla ilgili kan falan testleri yaptilar. Biraz killanmadik degil, bunlar bizim kanlarimiz alacaklar sonra DNA mizi cozecekler sonra kimbilir neler yapcak seklindeki komplo teorileriyle buyuduk nede olsa :) Aile gecmisini soruyorlar beslenme aliskanlilarini bir de tavsiyeler sunuyorlar. Onu da takdie ettik. Ingilizce bilmeyen Turkler icinde haftanin bir gunu cevirmen geliyormus ilgilenir misiniz diye sordular dedik sagolun derdimizi anlatacak kadar biliyoruz :)

Neyse kulaklarla ilgili durumu sevgili doktorumuza ilettim ENT (ear, nose, throat =kulak,burun,bigaz) e gondereyim seni dedi tamam dedim. Simdi gidebilrsin dedi. Ben de mal mal ayrldim kafamda yiginla soru isaretiyle, eee hani sevkediyordun kayit giris cikis randevu alma yapmayacak miyiz. Ben sistemi cozmek yerine aman zaten cok onemli bir mevzu degildi diyerekten gecistirdim. Eve gittim. Bir iki gun sonra telefon geldi ne zamana randevu istersiniz diye, soyledi secenekleri taa bir ay sonra neyse tamam dedim. Bir kac gun sonrada mektup gonderdiler detaylara dair nereye gidecegim saat kacta nasil gidilebilir gibilerinden detaylarla.

Gun bugun gidelim de gorelim bari dedik gittik uzman doktorlardan 4 kisi gordum 3 u pakistan hindistan veya endonezyaliydi. Artik bir sure sonra isimlerden ve tiplerden tahmin ediyorsunuz nereli olduklarini. Zaten daha onceden de duymustum ingilizlerin saglik sisteminin nerdeyse cogu pakistan veya hindistanlilardan olusuyor diye.

Benim doktorda bunlardan biriydi. Gittim anlattim derdimi dedim Turkiyede de doktora gittim ama birde sizin yorumunuzu merak ediyorum. Nasil muayene etti dedi ben de bisi soktu kulagima ekrandan bakti boyle bir sonuc cikardi dedim,-Turkiyede? diye bir tepki verdi asagilarcasina algiladim ben ama sesimi cikarmadim (Hani orasi kimilerine gore hala cagdisi)  Neyse birkac teste tabi tutuldum ve test sonuclarini tartismak icin doktorun odasina gittim.

 Bu arada dikkatimi ceken sey testi yapan kisi herseyi guzelce acikliyor size neden yaptigini, bir tane basinc olcmek icin kulaga birsey koydu ve bu biraz rahatsizlik verebilir ucaktaymis gibi hissedebilirsin dedi. Hemen kafamda kiyaslamayi yaptim kendi kendime dedim bizde hic aciklama yapilmiyor neden yapiliyor falan diye. Ardinda sadece koridorun oteki ucuna doktorun odasina gidicem yani bana doktorun kapisinda bekle dese gocunmam ama ben sizi doktorun odasina gotureyim dedi gozlerim isildadi hosuma gitti. Adamlar kicini kaldirip sana eslik ediyor ve bana ozel degil herkese yapiyor bunu. Oturdugu yerden bunu suraya onaylat ardindan gel beni gor degil doktorda seni test odasina kadar getiriyor sonra da test yapan gorevli seni tekrar doktorun odasina eslik ediyor. Isin guzel yani bu nezaketen degil prosedur geregi boyle isliyor kisinin insiyatifine bagli degil.

En nihayetinde doktor beni fazla bekletmeden cagirdi ve hersey normal dedi. O yuzden citlama sesi icin (bubbling sensation) birsey yapamicam dedi. Dedim zaten cok buyuk sorun degildi sagolun diyerekten uzaklastim.



Bu islemlerden para alinmamasi takdirimi kazandi ve birde gordugum muamele standardlari insani rahatlatan bir seviyeydi. Sizi yormuyorlar kagit isleriyle veya ordan oraya gitmeler yok, Her dediginizi not ediyor ve o dogrultuda yaklasiyor. Sadece doktorlar degil diger saglik personeli de guleryuzlu olmaya calisiyor. Yine de kiyaslayinca kullanilan teknoloji Turkiye de daha ileri, en azindan benim gordugum. Doktor burnuna kulagina birseyler sokuyor Turkiyede onunde ekranda herseyi goruyor burda o kadari yoktu belkide o yuzden bu kadar sasirdi burdaki doktor benim Turkiyedeki doktorun yorumlarina. Ayrica bir arkadasim ameliyat oldu burda kadin hastaliklarindan ama narkoz ayarini ayarlayamayip fazla basinctan tek kulagini sagir etmisler kizcagizin.

En nihayetinde teknoloji ve doktorlar olarak Turkiyeye arti bir verdim ama hizmetin isleyis kalitesi olarak da burasi arti puan aldi benden. Verilen hizmetin degeri Turiyede kisilerin insiyatifine degil de standart bir seviyeye getirilirse eminim cok daha fazla saglik turizminden para kazanilir.



30 Nisan 2012 Pazartesi

I have a word to say about shampoos

Many of you may hear the sayings about shampoos and their effects to the human body. I have done some research and found out there are some people who actually make their own shampoo with soda and some other ingredients. I am not that fussy on the other hand not unconcerned.
I have twice bleached my hair and got various shades like vampire red, cherry colour, brown, purple and so on. It really damaged my hair. After a while I was not able to dye my hair because it just did not absorb the dye. Then I've shortened my hair and decided to go for natural products.

Therefore I did some research about the ingredients what makes them so harmful. Paraben is the first thing I came across. They say that one of the most harmful ingredients for shampoos is paraben. Then I have been to Wholefoods store and bought this product which is 99.8% natural and paraben free.

I am not so sure if this is a good product or not because whenever I try to use it is impossible to open my eyes and gives a deep burning sensation even though after the rinsing my hair. I am actually feeling discomfort with this product or paying special attention to keep away from my eyes the whole times.

 After using many chemical including bleach to my hair I decided to use natural to allow my hair recover itself. It is getting better though only not with this product. 

Finally I used my senses and decided to use Johnson's baby shampoo.


 They are for kids and babies therefore these products should include the least harmful ingredients in my opinion. I was actually right comparing to other unnatural shampoos, I did not know if it contains paraben but when I checked I found out it does not.
You can check that. To be honest I think this is away better than many other shampoos. What can be done more is adding two three drops of almond oil to your shampoo bottle and shacking it before using, you can get healthier hair with money saving from expensive brand. An easy tip worked for me, hope works for you too :))

29 Nisan 2012 Pazar

Lentil patties- Mercimek kofte


This is one of the Turkish originated food which is made with red lentils and fine bulgur (cracked wheat) and some greens. It is very yummy and actually easy to make and with nice presentation this is one of the food that you can offer to your visitors or just spoil yourself and your loved ones. here is the recipe and before than that this is how it looks like when it is ready to serve

Here is the ingredients;

1 full glass of red lentil
1 full glass of fine bulgur (it can be obtained from the Turkish supermarkets)
1 spoon of tomato paste
1 spoon of paprika paste (again from Turkish stores but if you cant get it, its okay that you can only add up some paprika powder
1 onion (medium size)
bunch of parsley
bunch of lettuce and sliced lemon (this is only for presentation not inside the food)
olive oil
salt,cummin, thyme, black pepper (up to the individual)

two glass of water and red lentil is boiled until lentils are soft, make the heat off and add up the whole fine bulgur allow it absorbing the whole water for about 15 minutes

on the other side in a frying pan fry onions with 2 spoon of olive oil and add up the tomato and paprika pastes

finally add the onions up to the lentil and bulgur mixture and add cut parsley and the flavours according to your taste and serve it with lettuce and some slices of lemon.

When you eat it is recommended to put in a lettuce piece and squeeze some lemon and it is yummy,

ENJOY!!!

MERCIMEK KOFTE

ICINDEKILER


1 bardak kirmizi mercimek
1 bardak ince bulgur
1 kasik domates salcasi
1 kasik biber salcasi
1 kuru sogan (orta boy)
Bir miktar maydanoz
Bir demet marul ve kesilmis limon ( icindekilerde degil de sunumunda kullanilacak) 
zeytinyagi
tuz, kimyon, kekik, karabiber (kisinin istegine gore ) 

HAZIRLANISI

2 su bardagi su ile kirmizi mercimek haslanir ve kirmizi mercimekler yumusadiktan sonra bulgur eklenir ve suyu emmesi icin beklenir agzi kapali olarak yaklasik 15 dakika 

 Diger taraftan soganlar 2 kasik zeytinyagi ile kizartilir ve domates ve biber salclari eklenir.

Bu karisim bulgur mercimek karisimina ilave edilir ve ardindan maydanoz eklenip karistirilir ve son olarak  baharatlar ve tuz istege bagli olarak eklenir.

Marulla ve uzerine limon siklLarak yenmesi tavsiye edilir. 

AFiyet Olsun!!



28 Nisan 2012 Cumartesi

Velodrome mu? o da ne ya !

Cumhurbaskanligi bisiklet turu 2012 i izliyoruz. Bisiklet kullanmayi pek bir severim amma velakin sessiz sakin traifige kapali yollar olacak bana, yoksa cok rahat herkesin bisikletle ise gidip geldigi bildigin ulasim araci olarak kullanilan ve hatta Central London da her 100 metrede bir kiralamak icin duran Barclays bisikletleri olmasina ragmen Londra da bile olmuyor. Anca parklara gidip orada bisiklet surmeliyim. Allahtan koca semt kadar parklari var da sorun olmuyor.

Ben bir araba gordugumde bisiklet surerken stres oluyorum.  Isaret vermeyi ve butun yol onceliklerini ogrenmeme ragmen burda da taksicilere guven olmuyor ve bir keresinde ben yol verdim bir taksiye o yol verdi derken ben stres oldum yolun ortasinda kaldim adam bir guzel saydirdi bana. Kucukkende boyleydim ben, araba gelince kacmak yerine gozlerimi kapar kalakalirdim yolun ortasinda. Birkeresinde bir tosba affetmedi bu durumu bir ay hastanede yattim. 

Herseye ragmen bisikletleri cok severim haliyle bu turnuvada ilgimizi cekti ama ne goreyim bisiklet surerken iciyorlar, cislerini yapiyorlar falan filan, poggghhh dedim ne acayipmis. Derken velodromedan bahsettiler, velodrome ne ya dedim bizimki basladi hani Nascar daki gibi pist oluyorya hafif egimli, ben Nascar ne dedim cevap oOOOOoooo, sana ta en bastan baslamak lazim dunya bir gaz ve toz bulutuydu :)



Velodrome kapali egimli yukardaki resimdeki gibi pistlere denirmis.
Bir de izlerken kenardan biri geliyor ve birinci oluyor bisiklet turnuvalarinda helikopterle ustten gosteriyorlar adamlar 3 kere gosterdi formanin renklerini tarif etti ve ben hep yanlis adami takip ediyorum cunku ayni formadan 4-5 kisi var. Ardindan ya hani o birinci olmadiki falan filan derken sessizlige vurdum kendimi oyle daha sofistike gorunucem sanirim :))

26 Nisan 2012 Perşembe

Ne Turkceyi ne de Ingilizceyi duzgun konusamayanlar

Bu tipler kafasi karismis tiplerdir. Ingilizcenin konusuldugu ulkelerde yasayip Turklerle de yabancilar kadar muhatap ola ola bir Turkce bir ingilizce konusmaktan belirli ingilizce kelimeleri Turkce cumlelerinin icine yerlestirip konusurlar. Amac havali gorunmek degildir. Bilmediginden veya oylesi daha kolay gelir.

Ben mi? evet ben de onlardan biriyim :)(: burda dogup buyuyenler gibi degiliz biz sonradan gelmeler :) Burda dogan buyuyenler okula burda gittigi icin ya duz guzel bir ingilizce aksanla ya da bolgesel aksanlar kullanip havalidirlar ama Turkceleride bir o kadar almanci :)) Hem onlarin sizin kadar zor bir adaptasyon sorunu yoktur belkide size oyle gelir. Herneyse benim uzmanlik alanim sonradan gelmeler :))

Ilk geldiginde otobus almak diye bir ifade duyarsin otobuse binmek yerine kullanilan o ne be dersin, take a bus dan yola cikmislardir. Sonra "delivery" denir hep eve servis yerine, Eve delivery yapiyor musunuz diye bir Turk saticiya sorarsaniz gayet dogal cevap verir hatta bu Euro tarzi kanallarda yapilan reklamlarda bile eve delivery yapilir lafi kullanilabilir. Icerden yadirgamasizsiniz disardan bakinca ne sacma oldugunu kavrarsiniz.

Bir de Turk marketine giderseniz sorulariniz daha da gariplesir "free range egg kalmadi mi?","semi skimmed milkler nerde acaba" falanlar filanlar.


O kadar cok ifade var ki icice kullandigimiz "top up yapmak", "appointment yapmak" gibi. Turkiye ye gittiginizde dikkat etmeniz gerekir bir yerlesti mi lugatiniza "pineapple" demek kirk yil dusunursunuz akliniza ananas oldugu gelmez. Sonra derler ki ingilizce konusa konusa turkceyi unutmus. Bilmezler siz beyne onu her iki dilde de oyle kodlamissiniz sorun orda. O yuzden boyle seylerle maruz kalmamak icin fazla hassasiyetle kullanirim Turkiye de nasil konustuguma.

Sonra bir kitap okursunuz Oktay Sinanoglunun "bye bye Turkce" diye universiteye bile evrenkent demeye baslarsiniz. Iyice allak pullak olursunuz. Sahi  ortasi yok mu bunun :))




Bu yazinin sizde biraktigi etkilerinden kurtulmak icin tavsiye edilen sarki asagida belirtilmistir :))








24 Nisan 2012 Salı

Sekerpare-Yapamam dedim yaptim, oldu :))

Istahi kabarik biriyle yasiyorsaniz her turlu yiyecegi yapmaya karsi hazirlikli olmalisiniz.  Canim sekerpare istedi deyipte ardarda surekli tekrarlarsa kacis yolunuz yoktur :) Sikayetci miyim, hayir hatta cok mutlu oluyorum sonuclardan. Sinirlarimi zorlamis oluyorum. Serbetli tatlilari yapmaya karsi biraz mesafeliyim acikcasi. Basarisiz olacagimdan korkuyordum. Bir de tereyagi olayindan hoslanmadigim icin tatlilarin icinde tereyagi varsa direk pas geciyordum. Ama israrlara dayanamayip tamam deyip kollari sivadim. Margarinin miktarini azaltip kalan kismi icin sivi yag kullandim. Bir nebze daha hafif oluyor ama neticede serbetli tatli. Yinede nam nam nam nam nam nam gomduk :))

Acikcasi internette bir iki tane tarif vardi ben de kendim yeni bir tarif harmanladim.  Fotograf cok iddiali degil ama tadi daha once yedigim sekerparelerden farkli degildi gayet lezzetliydi.

MALZEMELER

Yarim pakete yakin margarin
1 cay bardagi sivi yag
1 su bardagi irmik
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
2 yumurta
3,5 - 4 su bardagi un
findik, fistik veya badem tepesi icin

SURUB ICIN

3 su bardagi toz seker
4 su bardagi su
1 limon suyu


HAZIRLANISI

Oda sicakliginda yumusamis margarin ve siviyagi ve un haric butun icindekiler konulur un azar azar eklenerek karistirilir. yumusak kulak memesi kivami diye tabir edilen (civik olmayan ele yapismayan rahat yogurulabilen hamur) kivama gelene kadar yogurulur. Parcalar ceviz buyuklugunde koparilip yuvarlak kivama getirilip yagli kagit serili tepsilere dizilir ve uzerine findik, fistik veya badem dizilir. Yaklasik 10-15 dakika   dinlendirildikten sonra 160 firinda onceden isitilmis firinda yarim saat civarinda pisirilir.

sonrasinda serbet in sekeri ve suyu konulup kaynadiktan sonra limon suyu eklenip 10 dakika daha kaynatilir.

Sicak sekerparenin uzerine ilik serbet dokulur ve bir kac saat beklendikten sonra yemeye hazir hale gelir.

Haftaya gene yapmayi dusunuyorum daha guzel olursa o onun fotolarini paylasirim. Afiyet olsuunnn.

It is a blue tuesday for me!!




Very depressing weather for days with unstoppable rain made me weak and afterwards I made my depression mode on. I started to developed the memories me and my friends in London having nice cup of coffee,going for shopping, having dinner together, getting around and so many other attractions that we did not really care about the weather. But now I only think about the previous nice days and have no intention to do something, actually anything. I even do not want to cook at all for my survival sleeping late at nights and waking up so late makes me act like zombies.

I know I can not bring back my friends that they have an established life in Turkey and other parts of the world but I can expect the weather to get better for me to start doing some individual staff. If you are in London you should have some companies like group of friends who really understand you otherwise your mood will change according to the weather conditions of London. I know being alone in London sucks moreover being alone in anywhere sucks!!!
To cheer up even in a depressing blue tuesday for me, I started with taking a smile as mentioned above (the second from right side is taken by me:)). Lets get away from this heaviness causing from the weather with a smile, maybe to get some action this helps too;

or........



22 Nisan 2012 Pazar

For Mango lovers!!

When I say mango I don't mean the international brand for clothing, I do like it too but actually I literaturally mean the fruit mango :)) Yes I love mango and this is the story of mango and me introduction and then loving process :))
Before coming to London as a tropical fruit I thought mango was called for a mixture of tropical fruits. I think this comes from the CapriSun juice brand. I was drinking that brand's mango juice with the thought of mixture of pineapple, passion fruit banana and so on.
In Turkey as far as I know we do not have mango trees at least we don't have it in the city where I grew up. Also I was not very adventurous after trying coconut and its failure on my mind :) (I think it tastes horrible) Also with my flatmate in Ankara we bought avocado and we could not arrange the time to eat and it went off until we eat it. I gave up on these trials afterwards.
I came to London five years ago which serve all types of fruits and vegetables around the world. As a fruit lover I started to work in a juice factory. (To be honest I did not started to work there because I love fruit it was only my optimistic view for finding the good sights of work :)) They mostly had tropical fruits including mango. I was surprised when I first met it and then did not like the taste much because the ones I tried either was not ripened enough or already off. I gave up on it because the working conditions in the factory was harsh and even I quitted the job mango resembled me to that factory therefore I was not attracted from mango at all :)) However I had interesting memories from that factory such as preparing juice for Beyonce :) (we haven't seen her of course but we heart that she loved one of the pomegranate juices made i our factory, then ordered a lot from it. I think she had bath with them :))


I met the smoothie of mango in the restaurant I worked and changed my ming again about it. The smoothie includes condensed milk, evaporated milk, mango pure, banana, ice cubes if I remember it right. You just put in a blender and its ready and very filling actually thats why not recommended with a heavy meal.


Then I forgot the whole unpleasant memories about it and became a mango lover again. I love eating it with yoghurt, or just cutting it in cubes and eating it alone or with honey. This is how we developed an on and off relationship with mango  :))

21 Nisan 2012 Cumartesi

Londra su siralar nasil dersen volume 2

Bunu diger basligin altina genel Londra fotolarimla paylasacaktim ama dedim ki Covent Garden ayrica anlatilmaya layik bir yer. Ozellikle gelince gidilmesi gereken klasiklesmis mekanlardan biri. Aslina bakarsaniz cok bir mimarisi veya dogasi oldugundan degil uyanik Ingilizler kendi yerlerini pazarlamayi cok iyi biliyorlar. yine de iyi olmus bu :) Haftasonu gidilmesi gereken bir yer cunku butun atraksiyonlar o vakit oluyor. Bir kac fotograf var onlarida aciklarim arada. Hadi bakem hosgeldiniz.
ortada bir yapi var icerde magazalar ve pazar gibim standlar var. el yapimi birseyler satiliyor.



Kravatlarin uzerine boyama yapmislar. genelde yabancilar ziyaret ettigi icin biraz pahali geldi bana £22 du fiyatlari kravatlarin ama orjinallerdi.

Bir orkestramiz vardi insanlar pubda iceceklerini icerken onlara muzik ziyafeti sunuyorlar ve ayni zamanda kendi albumlerini satiyorlar bu sekilde. 

Videolarini da cektim ne kadar ses geriden de gelse hissiyatini versin diye :) Gelmeyenler gelmis kadar olsunlar bu sekilde. Covent Garden bu kadardan ibaret degil tabiki. Her yerde bir gosteri var. Onlardan once birkac fotograf paylasalim






Bu mumlar pek bir hosuma gitti. biliyorum Turkiye de bunlardan var ama ben bu tarzlari ozellikle havucu hic gormemistim. Cicekliler de ayrica pek narince duruyor haksiz miyim:D

Kucaginda gercek sincap seven bu Chaplin'i de gosteri sirasini beklerken bir duvarin altinda buldum. Sarki soyluyordu kendi kendine facia bir sesle. Diyecektim senin konusmaman gerekiyor konseptine aykiri. boghhh di mi :D
Bu da gosterisini yapan biri. Ipler falan filan, tabiii yetenek sizsinizler gormus Turk olarak bu numaralari yemedik :). Kesmedi yani. 


Bunlarda klasik boyanip heykel gibi duran tipler. Sadece fotolarini cekip para vermedigim icin eminim bana gicik olmuslardir.
Iki tane daha sokak gosterisi paylasacagim. Bu birincisi uzak dogulu bir adam muzik yapiyordu. Bakiniz soyle

Bu da cok etkileyici olmasa da kisa tadinda bir gosteri idi. Buyrun bunu da izleyin ve Covent Garden i tanimis olun.
Bu arada videolar kucuk ve izlenmesi biraz yorucu. Kusura bakmayin ya da isterseniz hic bakmayin videolara olsun bitsin :)