29 Kasım 2013 Cuma

Sicak Kurabiyem Yigit Ali'm


Kendisini internet ortami ile tanistirmak pek mumkun olmadi su vakte kadar. Nihayetinde uyanik oldugu vakitleri hep bir atraksiyonla gecirme cabasinda. Ama bakmayin oyle yazdigima sanki o kosuyomus ben kovaliyormusum gibi. Henuz sekiz aylik, anca ciglik atarak sesler cikariyor ve bir kere anne dedi. Sanirim o da yanlislikla oldu, Olsun benim ustten dumanlari cikan, yiyince agizda dagilan, hem kahve hem kakao hem de vanilya tadi veren kurabiyem. Cok seviliyorsun, kaygisizca, tarifisizce, acayip bir sekilde, en fenasi da delice.


Alt beynimde agir tahribat var benim!

Kendimi cokca elestiriyorum. Ben hep igneyi de cuvaldizi da kendine batiran taraf oldum. Biliyorum nadiren ugrasamda buralara icimin bir yerleri de git, basladigin isi devam ettir diyor. Her zamanki gibi yine yeni bir soz vererek basliyorum kendime. Yaz!! Elin mi kirilir, begenilir mi kaygin mi var uc kisi okuyan varsa (ki zannetmiyorum) okumazlar en cok. Allahimmmm!!!!! elalem ne derler alt beynimize islenmis, yonca yonca dokumuslar, alt beynimde agir tahribat var benim!!!!
Ne memleketler gordun, ne okullar bitirdin hala seni mutlu eden seylerle degilde baskalarinin senin hakkinda ne dusunecegi ile ilgileniyorsun. At bir kenara da kendin ol. Salak salak sacmalayasin mi var. YAZ. Bak aksam oldu mu adamin basinin etini yiyorsun kadin muhabbetleri ile ilgili, guzin ablaligini konustur, YAZ. Bebek uzmani olcan bu gidisle ne yapar ne eder, hangi ayda ne olur. YAZ. Yeni yemek denedin hosuna gitti, YAZ. Sen demedin mi sapkadan ne cikarsa diye. YAZ iste YAZ!!! YAZ!!! YAZ!!!! (Biliyorum benim de aklima geldi ayni sarki J sen de yaz yaz yaz bir kenara yaz butun sozlerimi)


Bundan sonra alciya aldigim dilimi cozup yeniden kemiksiz hale getiriyorum ve aklima gelen herseyi paylasiyorum futursuzca…….

Sevgilerrrrr (Buda neyse J)

5 Eylül 2013 Perşembe

Bu blogu açarken ve şimdi (find 7differences between pictures)

Arada yüzlerce farktan bahsedebilirim ama ben başlıcalarını sayayım diğer boşluklar kendinden dolar sanırım. Bu bloga başaladığımda amacım Londra daki hayatımın bir özetini çıkarmaktı.ilerde Türkiyeye döndüğümde nelerle meşgul olduğumu görüp geçmişi yad etmekti.Şimdi ise İstanbul da yaşıyorum yaklaşık on aydır ve +1 ile :). Daha farkında değilken başıma geleceklerin bir özgür ruh edasıyla geziyordum ortalarda.yok evlilik beni değiştirmedi hala ben o aynı benim diyordum.Şimdi ise arkadaşlarımla telefonda sütü şöyle arttırırız benimki şöyle yapıyo aman ateşimi çıkıyorlarla dolu.hatta muhabbetin boka sardırdığı (gerçek manada) zamanlarda bebeğin kakası kıvamlıysa şöyle rengi sarıysa böyle noktalarına vardığımız bile oldu. Kullanma klavuzu yok ki bunların.

Hani diyorlar ya hazırmısın ebeveyn olmaya diye. Yok kardeşim hazır falan olamazsın 5 ayrı kitaptan takip ettim başıma gelecekleri hazırlıklı olayım diye ama yok hergün yeni bir süpriz. Doğum olayına girmiyorum bile.unutmayım gitmeyen kilolar var birde :( yanımda kuzuk uyurken ben de kendim için birşeyler yapayım dedim.Aklıma terkedilmiş ötelenmiş örselenmiş blogum geldi.doluyum dopdolu anlatacak çok şey var. Kafamı toparlayım yazıcam. İçerik olarak farklı yerlere gidecek ama amaç yine aynı olsun.Farklı kıtatada olsa anı biriktirmek geleceğe izler bırakmak.
Bir de video gelsin sakincesinden;

26 Ocak 2013 Cumartesi

Erkek olana baba kiz olana anne derim :)))

Onca zaman oldu Turkiye ye kesin donus yapali, cildirmis gibi bir kac ay her tarafa saldirmalar, gezmeler tozmalardan sonra duzenli hayatin bir kismina gecis yaptik. 4 ay oldu doneli ve 5 yil da Londra ya alisamamisken 4 ayda Turkiye ye hemencecik alismis olduk. Bu sure zarfinda anladik ki gene Turkiye gibisi yok.

Inanin suan Londra daki arkadaslarla konusunca goruyorum ki o havalar yok mu o havalar, herkesi depresyona sokan o hic gozukmeyen gunesi (neden gunes batmayan ulke dediklerini anlamis oldum, hic dogmamasindanmis) hep karanlik gecen gunler sona erdi, bir onceki gun kar yagarken bir sonraki gun gunluk guneslik havayi gordum burda. Bosuna dememis sair beni bu havalar mahvetti diye. Gercekten o havalar var ya insanin icini yosun baglatir cinsten.

Gelelim mevzu bahise yani hamilelik surecime. Demislerdi ki Ingiltere de dogurup gelseydin ya cocuk vatandas olurdu, malesef bu yok, eger siz vatandas degilseniz Amerika daki gibi cocugunuz vatandas olmuyor, 10 sene yasadiktan sonra vatandas olmaya hak kazaniyor. Ikincisi inanin burda tlp cok cok cok ilerilerde. Adamlar hala mezureyle gobeginin ne kadar buyudugune bakiyor, el yordamiyla herseyin yolunda gidip gitmedigini takip ediyorlar orda, burda ise obstetrik doppler diye bisey var cocugun ic organlari dahi kontrol ediliyor ve hamilelik doneminde olmasa da sonrasinda alinmasi gereken onlemler konusunda bilgilendiriliyorsunuz.

Bizim 29. haftamiz doldu, pek bisi kalmadi kavusmaya. Ben bu arada feci derecede arastirmalar yapiyorum videolar izliyorum, kitaplar okuyorum, bebegim ne gibi sureclerden geciyor ben de ne gibi degisimler oluyor diye. Saplantili bir anne olmak istemiyorum, benim mukemmel olmadigim gibi onun da mukemmel olmayacagini simdiden kabullendim. Tabi ki en iyisi icin kastiricam ama sidik yaristirma muhabbetini cocuk yaristirma muhabbetine ceviren annelerden olmamaya calisicam. Kendi hayallerimi onun uzerine yikmamaya calisicam. Sadece tek cabam mutlu olmasi yonunde olacak. Umarim ona mutlu olabilecegi ve oyle buyuyebilecegi bir aile ortamini sunabiliriz.







Birazcik da bebek alisverisinden bahsedeyim. Insanlar cildirmis heryerde bebek magazasi fiyatlar cigirindan cikmis durumda. Belli bir kalitede olsun amma biraz da makul olsun diyen varsa onerilerimi paylasacagim ileriki postlarimda. Ileri de yorgunlugum artacagi icin simdiden alisverislerimi tamamlama derdindeyim, oyle cook da bisi almicam, evime yigip da sonra kullanilmamis esyalar ve kiyafetlerle gecsin istemiyorum zaman, israfa karsiyim her turlu. Az olsun oz olsun diyorum o mantikla hareket etmeye calisiyorum. Bakalim simdi boyle konusuyorum ama hormonlarim bana ilerde neler yaptirir hicbir fikrim yok :)))