25 Mayıs 2012 Cuma

Dolgu topuk ayakkabilar (Wedge sandals)

Cok yuksek topuklu ayakkabilar platformlar heryerde vitrinleri suslerken ben daha alcak dolgu topuklara yoneliyorum. Siz de benim gibi cok iyi degilseniz o kadar yuksek topuklu giymede veya hic kasmak istemiyorum diyorsaniz dolgu topuklari tavsiye ederim.  Ben cok satafatli tasli falan seylerden hoslanmam bakalim siz de sever misiniz benim begendiklerimi;

 Clarks dan Patience Ruby £49.99  Eminim rahattir ve palazzo pantolonlarinda salvarlarin altina da guzel olur hatta skinny jeans ile bile guzel olur diye dusunuyorum. Bunun bir de koyu kahvesi var


 Su ana kadar giyemedigim cok rahatsiz ayakkabilara yatirim yapmis oldugum icin bundan sonra hep giyebilecegim diyerekten ariyorum. Allah tan Amazon sayesinde giymedigim ayakabilari sattim tabi ama daha ucuza amann evde giyilmeden duracagina en azindan baskasinin ayakkabi dolabinda dursun dedim, giyip giymemek onlara kalmis :)

UGG den bir tane var soyle
Fiyati £123. 



bu sandalet Ash Roxy marka £139
Fly London marka bu sandaletler de £70, millet o kadar rahat diye yorum yazmislar ki websitelerine  goruntu olarak cok begenmesem de paylasayim dedim.

Benim ayaklar sorunlu ingilizlere gore 3 bize gore 36 kucuk 4 yani 37 de buyuk geliyor, her ayakkabinin da 3,5 numarasi uretilmedigi icin boyle bana acilir diyerek 36 numara aldigim ama acilmayan veya 37 aldigim icin acilan ve artik buyuk gelen ayakkabilardan cok cektim. O yuzden rahatlik once gelir bana artik ayakkabida, o kadar !! (Kime atar yapiyorsam ben de :))



Bir de sarki gelsin mi



18 Mayıs 2012 Cuma

Yerlere Tukurenlerin Yuzune Tukurmek Istiyorum

Medeni olacaklar bir de. pehhhh, Yok ya nerdeeee? Oraya tutacak koymuslar ekmegi elle aliyor amca bir de donup bana bakiyor kinayacak miyim acaba diye... Londra Ingilizlerin vatani olmaktan cikmis afrikalilarin hindistanlilarin dogu avrupalilarin memleketi haline gelmis yetmemis bu milletler kendi kulturlerini empoze etmisler Ingilizlere. Ya da ne bileyim Ingilizler belki basindan beri boyleydi...

Buraya henuz teserrif etmemislere sesleniyorum yuksek medeniyet beklentilerinizi kisisel temizlik bazinda bir kenara birakin. Allahtan hergun banyo yapmayi ogrenmisler yoksa azicik sicak havada ahira donen metrolar kimbilir o zaman ne hale gelirdi.

Yerlere tukure tukure geziyorlar resmen, en cok yapanlarda boxerinin yarisi disarda pantolonuda kicinin altinda olan cogunlugu siyahi olan gencler yapiyor. Bir de dogu avrupalilar, en sonunda zenci bir kadini da gordum bugun tamam dedim bu igrenc huy zenci kadinlara da bulasmis. Tukurugunu yutmaktan aciz bu insanoglu igrencligini hic cekinmeden 100 kisilik bir ortamda yapabiliyor olmasi da cabasi. Turkiye de 3-5 tane kekoya tahammul edemezken burda normalden sayiyorlar bu durumu. Restorantin ortasinda siz yemeginizi yerken sesli burun silinmesi olayina giremiyorum bile. Bu arada bir belediye (Enfield) Subat 2012 de baslattigi bir uygulama ile yerlere tukurenlere £80 a kadar ceza verebiliyorlarmis. Bunun butun Londraya uygulanmasini temenni ediyorum. Efe oynar gibi yurumeyi birakasim var artik (yerdeki igrenc huzmenin uzerine basmamak icin gelistirilen yontem )

Hem burada yasayip hem de adamlarin memleketini karalamak ne kadar etik orasi da sorgulanir ama son bir tespiti de paylasmadan edemeyecegim. Su copun yaninda yerdekilerin ne oldugunu anladiniz mi


sakiz onlar, her yerdeler, sokaklar bu sakiz atiklari ile dolu ama enteresan bir sekilde kimseyi sakiz atarken gormedim (Caktirmadan atiyorlar demekki :)). Belediyeler  bunlari temizlemek icin dunyanin parasini harciyorlarmis. Bir cok islek caddede gunun buyuk bir cogunlugu cop posetlerini degistiren ve etrafi supuren temizlik gorevlileri var ama sakiz durumuna cozum getirememisler. Guardian da falan haber olmus okudum da kampanyalar baslatilmis sokaklarin arindirilmasi icin.

Gozunu seveyim memleketimin edasinda gurbetci repliklerime baslamadan once belirtmeliyim ki bu post mide bulandirdi. Azicik guzellik katasim var ama feci hava kosullari bir turlu kendini gostermeyen gunes, surekli ha yagdi ha yagacak havasi pek izin vermiyor guluslere. Yine de kucucuk bir heyecan kapladi icimi haziranin 10 unda gidecegim Micheal Jackson esintili Thriller muzikali icin. Umarim o zamana kadar yaz gelir...

Pek sevilesi ve dinlenesi bir sarki (strongly recommended :))




16 Mayıs 2012 Çarşamba

Beynimi ele geciren ben...

Cok sevdicegim bir arkadasimla teknolojinin faydalarini kullanarak kitalararasi bir gorusme yaptik. Hakkini yemisim bunca zamandir, ruhumun cogu aciyan yerlerine dokunan bir ilacmis aslinda. Bazen bazi kiyafetleriniz gibi, alirsiniz bir sure cok giyer sonra beklemeye alir hic giyesiniz gelmez, sonra oyle bir sey olur ki tetikleyici bir etken mesela o pantolona uygun bir ayakkabi alir yeniden uniformaniz yaparsiniz o kiyafeti hem de ilk defa giyiyormuscasina. Boyle bir etkisi oldu benim dostumun uzerimde, giydigimde cok yakisti, tam ruhuma gore dedim yeniden.

Kisisel gelisimler falan gelistirirken kendini dedi sanada anlatayim bir iki belki faydasi olur. Oldu da ogretmenini dinleyen cocuk misali aldirdi notlarini bana sonra da hadi alistirma yapalim dedi ve oracik da o anlatirken bile sildik cocuklugumdan kalan kotu bir sahneyi yerine mutlu seker yiyen bir yavrucak birakip onu sevdigimizi soyledik.

Bazen insanlarin donemleri olur ya icinin karardigi dusunmeye kalkinca sadece huzun dusundugu, iste o donemin etkilerini silmek amac. Kendini dinlemek tabiri gercek manada cereyan etmis bana, boylesine nufus ettigi su donemimde sahip oldugum guzelliklere bile golge dusuren su zamani sanirim bu sekilde tespit edip,  yenecegim ve guzel bakacagim dunyaya ..



Olumlu dusunceye kastirirken kendimi gaza gelip 4 tane kitap aldim. Ama bu kitaplardan biri kitap degil kitapcik cikti resmen. Ilk negatif dusunceye sevk eden zirzop bu oldu. Sen bir kitabi £6 yapip hemde avuc ici kadar yaparsan insanlar positif dusunmez. Kitap da bu (ben ettim siz etmeyin :))


Bu kitapcegiz diyeyim sadece her sayfada positif dusunceyle ilgili bir ozlu soz iceriyor. Ebadi buyutsen bile bes para etmez. Twitter varken ben niye boyle bir kitaba para verdim ki orda zaten harala gurele herkes ozlu soz paylasiyor. Sirf para verdim diye buraya bir tanesini yazayim da en azindan hayatimin bir yerinde bu kitapcegizi kullanmis olayim;

"The thoughts you choose to think and believe right now are creating your future. These thoughts form your experiences tomorrow, next week and next year."
-Louise L. Hay


Yine de dayanamayip okuyacagim galiba bir sans verecegim. Kitap demisken Zeruya Salev diye birinin Ask Hayatim diye bir kitabini okuyorum ayni zamanda. Evli bir bayan kendinden yasca cok buyuk bir adama asik olur ve adam hayata doymusken hanim kizimiz acligini bu amca uzerinde doyurmaya calisiyor.Beni bunaltti cunku tasvirler o kadar uzun ki bunaliyorum okurken( Golden Book odulluymus birde bu kitap, nedense benim sevmedigim filmler ve kitaplar hep odul aliyor ) Onun yerine eglenceli cok yormayacak kitaplari tercih ediyorum.

Ingilizcenizi gelistirmek ama cok agir dili olmayan birseyler okumak istiyorum diyorsaniz "The Turkish Diplomat's Daughter " Deniz Goran'dan tavsiye edilir. Hem Istanbul, hem Londra hem de ask mesk olunca surekleyip goturuyor.

Ben dusuncelerimde bir o yana bir yana savrulurken size de su sarkiyi armagan edeyim :)

Skin- Falling for you






12 Mayıs 2012 Cumartesi

Her ne olursa olsun dis fircalamaktan vazgecmeyenler

Fazla evde oturmaktan bunala bunala yeni ugraslar bulma cabasi yurtdisinda da calisan dizi sitelerine yoneltti beni. cok sevdigim diziport artik yurt disinda calismiyor. Adminleri bilgilendirdim ama birkac ay once yakinda geri gelecek dedi ama malesef hala calismiyor. Neyse suan is gorur raporunu diziHD ye veriyorum kisitli yabanci dizi koleksiyonuna ragmen. Ama film izleyecek soyle tatlucana bir site henuz bulamadim.


Gelelim baslikla bu olayin baglantisina. Izledigim filmlerden ve dizilerden yola cikarak bu cikarimi yapabilme hakkini kendimde goruyorum. Her daim zor donem gecirenlerde dahil olmak uzere bu adamlar basrollerin muhakkak dislerini fircalamalarini istiyor :)) Evi tabiri caizse bok goturuyor, sabah kalkiyor yatak dosek toplamiyor, hayattan kusuyor, yuzunu yikamiyor, kalkar kalkmaz kola iciyor her turlu kotulugu vucuduna yapiyor ama zarari dislere vermiyor. Aksam yatma vakti olunca gidip disler ficalaniyor ya sinir oluyorum azizim :)) Abla hayattan kusmusun gece uyuya kal ne demege dis fircaliyon....

Ben hayatin iplerini gevseteceksem nerdeyse ilk baslarda dis fircalamamaya yer veriyorum hatta kastirsam da hatirlayamadigim zamanlar cok. Bu bir kultur meselesi sanirim. Kucukken anne baba ogretmemis dislerini fircala yavrum diye kontrol etmemis biz de arada fircalayanlar kervanindan olmusuz (tembelim deme de ana babaya at topu). Telefonumun hatirlatmasini kurucam en sonunda ya, olacagi bu. Bir disin kavugunu bile doldurmayacak bu yazinin da sonuna gelmis bulunuyoruz.

Bu arada parodontax candir ama Londra da bulunmuyor, sensodyne ler halt yesin parodontaxin yaninda.

6 Mayıs 2012 Pazar

Bir film vardi unutamadigim ama adini hatirlayamadigim

Adini hatirlayamadigim bir film vardi, internette de biraz arastirdim ama hicbir izine rastlamadim. Bir zamanlar cd satan amcalar olurdu her sokakta onlardan bulmustuk. Bu abiler o kadar iyilerdi ki bize film elestirmeni gibi film onerirlerdi. Boyle bir sebeple bir fransiz filmi onermislerdi ve filmi izledik. Butun ahlak formlarindan arindirilmis ve gonullu universite ogrencileri tarafindan oynaniyor. Bir mentor ve 4-5 tane kadin yardimcisi bir okul gibi yerde ilginc yaptirimlar uyguluyorlardi. Yanlis hatirlamiyorsam Marco de Sade'i oynayan adam oynuyordu. Yonetmen kisa bir sure sonra oldurulmus ve film yasaklanmis. Ilginc birseydi yani.

Yine boyle bir adamdan hic unutmam Kavalikdere Ankara da bize o meshur Eternal Sunshine of the Spotless Mind i onermisti. Dedi ki bak bu Jim Carrey filmi ama komedi degil ben pek yanasmadim ama israrla bak ben izledim kesin begeneceksiniz sinemalarada bir ay sonra girecek dedi. Madem oyle izleyelim dedik. Ben filmi izledikten sonra filmdeki sac renklerini denedim ve filmin etkisi uzun surdu ama bir turlu gosterime girmedi ve biz yani ben ve Reyan herkese bir film var diye bahsediyoruz ama kimse bilmiyor :) Tam bir bucuk sene sonra sinemalarda gorduk Ankarada.



Bu arada bizim Frodo buyumuste sapik olmus fimiydi ve bu kiz Titanic de oynayan kiz degil miydi yaa filmi ve son olarak Truman Showu da izlemek lazim simdi bak oda iyi filmdi repliklerinin tekrarlandigi film, bu guzel film... su video cliple birlestirelim de muhabbete oyle devam edelim.

BECK - Everybody's gotta learn sometimes

 Simdi bakinca Londrada yasarken gosterime giren bircok filmin Turkiye dede ayni anda gosterime girmesi guzel birsey bence. Bu arada biraz burdaki sinemalar hakkinda bilgi vereyim.


 Filmelerin Amerika galalarindan sonra Ingilteredeki galalari genelde Leicester Square da Odeon Sinemasinda olur. Ben suana kadar onca saat beklemeyi goze alamadim cunku gala oldugu zamanlar sabahin korunden millet beklemeye basliyor. Odeon da bilet fiyatlari biraz pahali ama daha hesapli sinemalarda var.

Sinemalarda ilgimi ceken seylerin basinda hic ara olmamasi gelmisti. Sonra herkesin misirini,cipsini jelibonunu falan onceden alip cantasina koyup film sirasinda tuketmesi de diger enterasanliklardan. Alt yazi olmadigi icin dili cok agir olan filmlere gitmekten cekiniyorduk baslarda ama insan anliyor bir sekilde. 100% olmasina da gerek yok zaten herzaman babam ve oglumda da ege sivesinden anlayamadigim yerler olmustu sonucta :)) Bu arada bir benim o filme isinamayan galiba.

Ama muzikalleri bir harika tiyatro sevmeyeni bile baglar. Hatta bir kere zorla ikna edip muzikale davet edip tesrif eden arkadaslarim bana ayarlasana bize bilet diye israr etmeye basladilar. Bir postta onun icin gerekiyor sanirim :)) coming soon :))


4 Mayıs 2012 Cuma

Full English Breakfast

 Adamlarin yemeginden banane mantigiyla bu mevzuyu pas gecebilirdim ama basima gelen bir olayi hatirladiktan sonra mustahaktir dedim. Gecen sene bu zamanlar gym'e (spor salonuna) kayit olmustum ve dediler ki biz size 6 hafta danismanlik yapacagiz belirli konularda. Iste bir hafta hareketleri dogru yapip yapmadigini kontrol ediyor bir hafta kilonla ilgili tespitlerde bulunuyor gibi hizmetler veriyorlar ve bunlardan biri de yemek yeme aliskanliklarimizi denetliyor ve onerilerde blunuyor. Benim spor egitmenim bana 3 sayfa verdi ve 3 gun boyunca hergun ne kadar yiyor ne iciyorsan herseyi en ince detayina kadar yaz dedi. Hangi saatlerde falan filanda. Neyse benim cetelede hergun 11 veya 12 de kalkiliyor ve 12,30 civari kahvalti yapiliyor ve kahvaltida da tipik peynir zeytin muhabbeti ve varsa domates maydonoz falan yesilliklerle sogus oluyor. Ne varsa evde yemeye kahvaltiya dair. Bu bakti bana aaaa kahvaltida salata mi yiyorsun dedi soguse gonderme yaparak. Ben niyeki dedim ve ne bileyim bana agir geldi dedi. bakakaldim cunku bakin onlar kahvaltida neler yiyor


Bu meshur kahvaltilari kendilerinin genelde agir kizartmalardan olusuyor ve asiri derecede agir ve kalorisi de yuksek. Domatesleri bile cig degil grill denilen yontemle yani mangal gibi ocakta pisiriyorlar. Bacon= domuz salami, sosisler domuz sosisi ki bana gore kokusu bile migdemi bulandirmaya yetiyor. Gorulen fasulye yemegi gibi duran seyde konserve fasulye ama bizim standartlardan biraz kucuk boyda fasulyeler ve domates sosu ile sekerlendirilmis. Ona yine bir derece katlanilabilir. Hatta bir aralar sevmeye bile baslamistim kendilerini. Mantar ve o siyah gorunen seyde sanirim black pudding. Fotodan tam secemesem de siyahligindan anliyorum. kanli sosis anlamina gelir ve simsiyah birsey, sucuk gibi yapiyorlar herhalde ama kanli tabiri gercekte de gecerli. 
Yumurta (burdaki tabiri fried egg yani kizarmis yumurta) ve kizarmis ekmek  birde fotoda gorulen ve ona da toast diyorlar. Ben aradaki farki anlamayip baslarda zorlanmistim. Toast istiyorum derseniz kizarmis ekmegin uzerine azcik yag surer  getirirler. Eger katlanan icinde ne bileyim peynir falan istiyorsaniz ona toasted sandwich diyeceksiniz. Burda atistirmalik yiyecek sektoru tavan yapmis durumda o kadar cok yer var ki bu tarz alisveris yapacaginiz cesit cesit tost ekmekleri de mevcut panini, ciabatta falan filan. 

Neyse uzun lafin kisasi kendime Ingilizlerin kahvalti kulturunu sizlere tanitmayi bir borc bildim. herkesin damak tadi ayri kim ne isterse yesin ammaaaa benim kahvaltima laf soyleyip kendi bunlari yiyen insan, o lafi etmeyecektinnn :)) 


Artik ne televizyon ne internet keser beni

Sonunda nerdeyse 3 haftadir duraksiz yagan yagmur iki gunlugune izin aldi derken hava durumu raporlari yeniden yenilendi ve yagmur yagmaya basladi daha da kotusu eksi dokuzlara kadar inebilirmis resmen kisa donus yaptik bahara azcik yaklasmisken. Master yaparken bir hocaya Ingiltere ne zaman dunya kupasini alacak diye sormustu biri o da hava durumunu dogru tahmin etmeye basladiklari zaman demisti. Aynen oyle umutsuz vaka, yarin gunesli gosteriyor sonra sabah uyanip tekrar kontrol ettigimde butun gun yagmurlu diyor.

Havadan sudan muhabbetler bunlar ama insanin psikolojisini tepetaklak ediyor. Piyasadaki yabanci dizilerin cogunu izleyip birgunde 7-8 bolum izleyerek gecen gunler ardinda bas agrisi ve sis gozler birakiyor ve oyle bir agirlik ki havada cikma hic yatagindan yemek de yeme al sana abur cubur diyor hergun disariya cikma planlari yapip ardindanda vacgeciyorsun. ozellikle de Turkiye deki hava durumuna bakinca daha bir icleniyor insan. Kuflendik ya burda nemden rutubetten.




Simdi bu ulkede niye surekli konusma mevzulari havalardan aciliyor daha net anliyorum... otobuste yanina oturan yasli teyzeler kendilerini aramayan sormayan cocuklarindan dolayi yalnizlikla basetme mucadelesi icindeler ama bir yerde patlak veriyor ve yanina oturur oturmaz hemen bir gulucuk gonderiyor oturamamis gibi yaparaktan, I didnot know the seats are so high, hihihihi, Eger gulumsediysen hemen atak cumlesi, it is chilly out there, isnt?, sonra senden bir kisa cevap -yes, Teyze durmaz ve devaminda dokturur kac tanesinin hikayesi var bende :)) Ben de saf ingilizce konusan zor bulunuyor diyerekten BBC ingilizcesi ile konusan bu teyzeleri biraz pratik yaparim diye dinlerdim ve hala da dinlerim ayrica bu teyzeler o Ingiliz ukalaligindan arinmislardir zamanin yipratmisligiyla, sirinlerdir. Ayni Turkiye de senin yurtta kaldigini ogrenipte evine yemek yemege davet eden teyze gibidir, candandir :)))

1 Mayıs 2012 Salı

oyy oyy Khaleesi

Game of Thrones sevdigim yabanci dizilerden biri. Azcik daha aydinlik olsa bizim izledigimiz cekim kalitesi daha iyi olacak ama buna da raziyiz. Zaten bu eskiler, ortacaglar, Avrupa ve Middle East tarihi tarzi filmler ve diziler konsept olarak bile ilginc ama adamlar illa herhafta dizi yayinlayayim soyle uzun uzun millete gina getireyim diye ugrasmiyorlar. Hem tadindan yenmiyor boyle bekletince hem de senaryoyu uften puften gecirmiyorlar.

Bak Leyla ile Mecnun a izledik bir  sezon superdi cunku adamlar uretebiliyordu ama simdi senaristi Burak Aksak da diyor bitiyorum tukeniyorum diye cunku herhafta zorlama yaparsan boyle bir sure adam hala zevk aliyorum diye yazar ama sonra is doner zorunluluga. Yazar bu ya ne zaman isterse o zaman yazar. Bir hafta Fringe e gonderme, bir hafta The Walking Dead'e simdide masallar falan filan. Tamam bana gore diger Turk dizilerinden hala cok cok daha iyi. Aglamakli sulu gozlu entrika yuklu dizileri cebinden cikarir ama bazen ciglik atip "su adamlari bile tatile gonderin, kafalari bi toplasinlar veya dagitsinlar ama su kafadan ciksinlar" diyesim geliyor.

The mother of the dragons Khaleesi, sana gelince sen pek bir karizmatiksin ablacim, ufacik tefeciksin ama tam rolunun hakkini veriyorsun. Khal Drogo yu severek evcillestirmesiyle sevdik bu hanim kizimizi :)


Dizide zaten kadin karakterler cok baskin yeri geliyor erkekleri yonetiyorlar yeri geliyor hizmet ediyorlar savasci oluyorlar hep guclu savasci kadin imaji ciziliyor. Hatta kadinlar yonetiyor erkekler kukla imajini bile verdigi oluyor cogu zaman. Birde bicir bicir cocuklara yoneticilik yaptiriyorlar cok onemli kararlari aldiriyorlar. Sinif farkinin altini ciziyorlar. Gorulesi izlenilesi sevilesi bir dizi. 

Bir baska dizi daha onereyim madem izleyen olursa diye. Londra sokaklarinda gecen bir Sherlock Holmes varki gunumuze uyarlanmis haliyle gorulmeye deger. Ahanda bu adamlar basrolde oynuyor


Iyi seyirler!

Kendimce bir saptama

Pek uzunca zamandir kulaklarimda cit cit cit cedenede sar bedeni bedene edasinda citlama sesleri duyuyorum. Oyle ciddi birsey degil ama insan surekli kulagina su kacmis da orda baloncuklar olusmus onlar patliyormus gibi. Turkiye de bir doktora gittim adam guzelce sorunun benim kulak yapimdan kaynaklandigini anlatti ve yapilacak birsey yok dedi.
Ben de kendimce dedim ki hadi deneyelim bakalim burdaki saglik sistemini de gormus oluruz. Oncelikle GP (General Practice) denen aile hekimligi merkezlerinden size en yakin olanlardan birine gidip kaydoluyorsunuz. Hangisine gitmek istediginizi secebiliyorsunuz ama onlarinda belli bir doluluk orani var tabi. Bu arada NHS butun saglik islerinden sorumlu merkez ve oranin web sitesinden GP ler hakkinda vatandaslarin yorumlarini okuyabiliyorsunuz GP nizi secerken. Mesela doktorlar iyiydi ama resepsiyondakiler cok suratsizdi falan diyor birde ustune ustluk oranin yetkililerinden ozur cevabi almislar. Bu yonunu takdir ettim elestiriye aciklar. Aradik randevumuzu aldik gittik kayit olmaya. Bu arada buranin vatandasi degiliz bir ariza cikarirlarmi dedik ama ogrendikki GP ucretsizmis herkese.

neyse adamlar dediler kucuk capta bir check up yapiyoruz buraya kaydolanlarla ilgili kan falan testleri yaptilar. Biraz killanmadik degil, bunlar bizim kanlarimiz alacaklar sonra DNA mizi cozecekler sonra kimbilir neler yapcak seklindeki komplo teorileriyle buyuduk nede olsa :) Aile gecmisini soruyorlar beslenme aliskanlilarini bir de tavsiyeler sunuyorlar. Onu da takdie ettik. Ingilizce bilmeyen Turkler icinde haftanin bir gunu cevirmen geliyormus ilgilenir misiniz diye sordular dedik sagolun derdimizi anlatacak kadar biliyoruz :)

Neyse kulaklarla ilgili durumu sevgili doktorumuza ilettim ENT (ear, nose, throat =kulak,burun,bigaz) e gondereyim seni dedi tamam dedim. Simdi gidebilrsin dedi. Ben de mal mal ayrldim kafamda yiginla soru isaretiyle, eee hani sevkediyordun kayit giris cikis randevu alma yapmayacak miyiz. Ben sistemi cozmek yerine aman zaten cok onemli bir mevzu degildi diyerekten gecistirdim. Eve gittim. Bir iki gun sonra telefon geldi ne zamana randevu istersiniz diye, soyledi secenekleri taa bir ay sonra neyse tamam dedim. Bir kac gun sonrada mektup gonderdiler detaylara dair nereye gidecegim saat kacta nasil gidilebilir gibilerinden detaylarla.

Gun bugun gidelim de gorelim bari dedik gittik uzman doktorlardan 4 kisi gordum 3 u pakistan hindistan veya endonezyaliydi. Artik bir sure sonra isimlerden ve tiplerden tahmin ediyorsunuz nereli olduklarini. Zaten daha onceden de duymustum ingilizlerin saglik sisteminin nerdeyse cogu pakistan veya hindistanlilardan olusuyor diye.

Benim doktorda bunlardan biriydi. Gittim anlattim derdimi dedim Turkiyede de doktora gittim ama birde sizin yorumunuzu merak ediyorum. Nasil muayene etti dedi ben de bisi soktu kulagima ekrandan bakti boyle bir sonuc cikardi dedim,-Turkiyede? diye bir tepki verdi asagilarcasina algiladim ben ama sesimi cikarmadim (Hani orasi kimilerine gore hala cagdisi)  Neyse birkac teste tabi tutuldum ve test sonuclarini tartismak icin doktorun odasina gittim.

 Bu arada dikkatimi ceken sey testi yapan kisi herseyi guzelce acikliyor size neden yaptigini, bir tane basinc olcmek icin kulaga birsey koydu ve bu biraz rahatsizlik verebilir ucaktaymis gibi hissedebilirsin dedi. Hemen kafamda kiyaslamayi yaptim kendi kendime dedim bizde hic aciklama yapilmiyor neden yapiliyor falan diye. Ardinda sadece koridorun oteki ucuna doktorun odasina gidicem yani bana doktorun kapisinda bekle dese gocunmam ama ben sizi doktorun odasina gotureyim dedi gozlerim isildadi hosuma gitti. Adamlar kicini kaldirip sana eslik ediyor ve bana ozel degil herkese yapiyor bunu. Oturdugu yerden bunu suraya onaylat ardindan gel beni gor degil doktorda seni test odasina kadar getiriyor sonra da test yapan gorevli seni tekrar doktorun odasina eslik ediyor. Isin guzel yani bu nezaketen degil prosedur geregi boyle isliyor kisinin insiyatifine bagli degil.

En nihayetinde doktor beni fazla bekletmeden cagirdi ve hersey normal dedi. O yuzden citlama sesi icin (bubbling sensation) birsey yapamicam dedi. Dedim zaten cok buyuk sorun degildi sagolun diyerekten uzaklastim.



Bu islemlerden para alinmamasi takdirimi kazandi ve birde gordugum muamele standardlari insani rahatlatan bir seviyeydi. Sizi yormuyorlar kagit isleriyle veya ordan oraya gitmeler yok, Her dediginizi not ediyor ve o dogrultuda yaklasiyor. Sadece doktorlar degil diger saglik personeli de guleryuzlu olmaya calisiyor. Yine de kiyaslayinca kullanilan teknoloji Turkiye de daha ileri, en azindan benim gordugum. Doktor burnuna kulagina birseyler sokuyor Turkiyede onunde ekranda herseyi goruyor burda o kadari yoktu belkide o yuzden bu kadar sasirdi burdaki doktor benim Turkiyedeki doktorun yorumlarina. Ayrica bir arkadasim ameliyat oldu burda kadin hastaliklarindan ama narkoz ayarini ayarlayamayip fazla basinctan tek kulagini sagir etmisler kizcagizin.

En nihayetinde teknoloji ve doktorlar olarak Turkiyeye arti bir verdim ama hizmetin isleyis kalitesi olarak da burasi arti puan aldi benden. Verilen hizmetin degeri Turiyede kisilerin insiyatifine degil de standart bir seviyeye getirilirse eminim cok daha fazla saglik turizminden para kazanilir.